14 Nisan 2011 Perşembe
Havuz problemi gibi anasını satiim
Öyle yaparsak olmuyor. Ama böyle de yapamayız. Zaten ikimiz de maddi açıdan sıkıntıdayız.
E ben böyle yapsam, o şöyle yapamaz ki...
Durum çok karışık.
Ne yapsak ki?
Akışına bıraktım ama aka aka göl olacak mı?
Ve göl maya tutacak mı dersiniz:)
Demek ki iki hıyardan anca cacık olurmuş:P
Evet öyleyim, ama zaten sorular çok basit
Sizin Skorunuz: 19 / 20
Ortalama Skor: 14,53
7658 kisi bu sorulara cevap verdi
Cevap - 7658 katılımcı
7658 kisi bu sorulara cevap verdi
1. Don Kisot’un sadik usaginin adi nedir?
5414
Sanço (Doğru)
2244
Panço
2. Raskolnikov hangi romanin kahramanidir?
5660
Suç ve Ceza (Doğru)
1997
Budala
3. Alice Harikalar Diyarinda’da Alice hangi hayvanin pesinden gider?
647
Kedi
7011
Tavsan (Doğru)
4. Memleketimden Insan Manzaralari kimin kitabidir?
2022
Orhan Veli
5636
Nazim Hikmet (Doğru)
5. Oblomov kimin eseridir?
4972
Gonçarov (Doğru)
2685
Tolstoy
6. Steinbeck’in Fareler ve Insanlar romanindaki, akli dengesi bozuk ünlü karakterin adi nedir?
2236
George
5422
Lennie (Doğru)
7. Sefiller’deki ünlü kahramanin adi nedir?
5541
Jan Valjan (Doğru)
2117
Nikolai Andreiviç Bolkonski
8. Son kitabi Sairin Romani olan sair ve yazarimiz kimdir?
770
Elif Safak
6888
Murathan Mungan (Doğru)
9. Jean-Baptiste Grenouille hangi romanin kahramanidir?
4187
Koku (Doğru)
3471
Gazap Üzümleri
10. Orhan Pamuk’un Kars’ta geçen romaninin adi nedir?
6362
Kar (Doğru)
1295
Benim Adim Kirmizi
11. Albert Camus’nün en ünlü kitaplarindan biri olan Yabanci’da, sicagin etkisiyle bir Arap’i öldüren karakterin adi nedir?
3127
Gregor Samsa
4531
Meursault (Doğru)
12. Yilani Öldürseler kimin eseridir?
5898
Yasar Kemal (Doğru)
1760
Salah Birsel
13. Feride hangi romanin kahramanidir?
7058
Çalikusu (Doğru)
600
Yaprak Dökümü
14. Araba Sevdasi kimin kitabidir?
1620
Resat Nuri Güntekin
6038
Recaizade Mahmut Ekrem (Doğru)
15. Kuyucakli Yusuf kimin eseridir?
2662
Orhan Kemal
4996
Sabahattin Ali (Doğru)
16. Server Bedi takma adiyla da yazan yazarimiz kimdir?
3280
Kemal Tahir
4378
Peyami Safa (Doğru)
17. Notre Dame’in Kamburu romaninin baskahramaninin adi nedir?
5973
Quasimodo (Doğru)
1685
Frollo
18. Sinekli Bakkal’in yazari kimdir?
6703
Halide Edip Adivar (Doğru)
955
Ömer Seyfettin
19. Vincent Ewing adiyla Genç Kizlar adli kitabi yazan kadin yazarimiz kimdir?
4182
Inci Aral
3476
Nihal Yeginobali (Doğru)
20. Saatleri Ayarlama Enstitüsü kimin eseridir?
5091
Ahmet Hamdi Tanpinar (Doğru)
2567
Hüseyin Rahmi Gürpinar
6 Nisan 2011 Çarşamba
Doğumgünü hediyesi
Eylülde dalga sırtı sim
Rol icabı öpüşmeler
Hükümsüz kaybolan kimlik
Ayın karanlık yüzünde
Tin çıplakken ten gereksiz
Devirmeye geldik tahtı
Ordularım, ben ve erbaş
Geldiğim yol sana çıkıyor
U dönüşü yasak meyve
Muradına ermek ister
Gece gündüz fal kapatır
Üzüm üzüme baka baka
Nil Fırat'a aka aka
Üzülmeye gelmez hayat
Nehir yatağını bulur
Kuş bakışı gençlik izi
Uçsuz bucaksız ova
Telgrafın tellerine
Lapa lapa düşer aklar
Uzaklar ne çok yakın
Onulmaz yaradır ölüm
Leylek yuvası bacan cağlam
Sen sen ol bana kulak ver
Unut günlük dertlerini
Ne ki öğretir yüce zaman
29 Mart 2011 Salı
Lönk!
28 Mart 2011 Pazartesi
Kısa kısa
24 Mart 2011 Perşembe
-mış gibi yapmak...
Bunları Emrah Yücel röportajını dün gazetede görünce düşündüm. Kendisinin de babasının da hayat hikayesi ilginç. Şans faktörü sebatla birleşince olmaz diye bir şey yok. Diyarbakır'da resim öğretmenliği yapan babası, film yönetmeni oluyor ve BBC'ye giriyor mesela. Kendisi de bildiğiniz gibi ABD'de yaşıyor ve grafik sanatlarında ödülleri var. Daha popüler açıdan bakarsak Avatar posterinin tasarımcısı. Gel de kıskanma!
Bende eksik olan şey sebat. Yeteneklerimin sonuna kadar gidemeyecek kadar cesaretsiz ve sabırsızım. Oysa ne başarı örnekleri okuyoruz her gün. 40 yaşında kariyerini bırakıp, başka dallarda duayen olan insanlar bile var.
Bu aralar bir isteksizlik var. Yazamıyorum hiç bir şey. Nedir bu hal bilmiyorum. Oysa bir roman yazma konusunda istekliydim. Nasıl aşacağım bilmiyorum. Hayat akıp gidiyor, yaşlanıyorum. İnsanlar dış görünüşüme bakıyor. Hiç yaşlanmıyorsun demeleri bile rahatlatmıyor. Asıl derinlerde bir şeylerden memnuniyetsizliğim var ama deşeleyip duymaya hazır değilim. -mış gibi paymaya devam ediyorum.
22 Mart 2011 Salı
Sıkıntı
Harbiden canım sıkılıyor. Sanırım sıkıntıyı getiren maddiyat. Nasıl da başımıza iş açmayı beceriyoruz. Karamsarlık var üstümde. Kimse de bu yazıyı okumak istemez. Ama bu böyle!
21 Mart 2011 Pazartesi
Oradan buradan...
* Banu Alkan ve Nihat Doğan'ı çözemedim. Benziyorlar bazı yönlerden. Yarattıkları imajı basın da sürekli pompaladığından gerçekle yalan içiçe geçmiş sanki. Bugünkü Vatan Gazetesi'nden bir Nihat Doğan röportajı şöyle bitiyor:
- Bir film teklifi geldi ve sizin gay olmanız gerekiyor. Oynar mısınız?
ND: Oynamam.
- Al Pacino ile oynayacaksınız ama...
ND: Al Pacino gay olsun.
* SGK nihayet yüksek ücret almalarına rağmen, kayıtlarda asgari ücretli görünen şirket CEO’ları, üst düzey teknik yöneticiler, mühendis, operatör, finans müdürü gibi milyonlarca insan mercek altına alınacak. Düğmeye basıldı. Gelir adaleti derken son 50 yılda ihmal edilen bir konuya el attılar. CEO'ların geliri. Bizler gibi sabit gelirli bu kitle niye bizden çok daha üstün yaşam standardına sahip?
*Güzel bir haber daha yer alıyor bugün gazetelerde: ICANN’in verdiği karar neticesinde cinsel içerikli sitelerin alan adı .XXX olacak.Bu kararın ardından artık cinsel içerikli web siteleri, .XXX alan adı altında kullanıcıların karşısına çıkacak. Böylece .XXX altında bulunan cinsel içerikli siteler tamamen bloke edileceğinden, çocukların bu sitelere erişimi en azından teoride mümkün olmayacak. İnternet özgürlüktür ama reşit olanlar için. Reşit olmayanların yanlış bilgilere hazır olmadığı dönemde kolayca ulaşması olsa olsa haksızlıktır. Ne dersiniz?
* İFFET filmi, Gold Film’in yapımcılığını üstlendiği dizi Kanal D ekranında seyircisine ‘merhaba’ diyecek. İffet rolünde Yaprak Dökümü’nün Necla’sı Fahriye Evcen olacak. Daha önce Naz Elmas’ın adı da geçmişti ama yapımcılar Fahriye’de karar kıldı. Bence de en doğrusu yapıldı çünkü bu rol Fahriye’ye çok daha uygun. Yapımcılar şu sıralar harıl harıl Cemil rolü için arayışta. Bu arada Mehmet Aslantuğ hayranlarına da müjdeyi vereyim. Aslantuğ, İffet’te Cemil’in ağabeyi olarak çıkacak karşımıza. Ve dizi, bunu söylemek için kâhin falan olmaya da hiç gerek yok, önümüzdeki sezonun en iddialı yapımlarından biri olacak. Ben de merakla bekliyorum..Mutlaka yorum yazın sevgili Tamagoşiler.
14 Mart 2011 Pazartesi
Magnet çöplüğü
Hormonlu Johny Depp beni mimlemiş. Nihayet fırsat buldum da çektim. Hiç bir düzenleme yapmadım. Çoğu magnet yere düşüp zaman içinde kırıldı. Bir kısmı hediye, bir kısmını kendim aldım. Haa arada su,pizza vb magnetler de var ama idare edin. Buyursun baksın Deppim. E siz de tabii...
7 Mart 2011 Pazartesi
Yazamıyorum
Ne oldu bana yaw?
2 Mart 2011 Çarşamba
1 Mart 2011 Salı
Japonlar yapmış aabi :0

Japon elektronik eşya üreticisi Panasonic Corp'un geliştirdiği LUMIX FX77 adlı fotoğraf makinesindeki, 'güzellik rötuşu' düğmesi sayesinde dişlerinizi daha beyaz göstermeniz, cildinizdeki yarı şeffaflığı artırabilmeniz, gözlerinizin etrafındaki siyah halkalardan kurtulabilmeniz, yüzünüzü daha küçük gösterebilmeniz ve gözlerinizi daha iri hale getirebilmeniz mümkün olacak. Yeni fotoğraf makinesiyle isteyenlerin fotoğraftaki yüzlerine makyaj yaparak, yanaklarına allık, dudaklarına ruj ve gözlerine far sürmeleri artık mümkün hale geliyor.
Not: Haber doğru, resimler fake'tir.
Yassahh!
Özgürlüğüm elimden alındı yaw:((
İşyerinden ne hikmetse açılıyor.
Burada da youtube yasaklı. Öfff:(((
28 Şubat 2011 Pazartesi
Takıntırık Mim
Serhat denilen insan tarafından mimlenmişim :)) Kendisi insandır, severim, iyi insandır, güzel insandır:))))))
Gün içerisinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey;
Basılı bir romanım olursa mesela... Bunun için oturup yazmam lazım önce tabii:PPP Ama 500'e yakın öykü oldu. Oturup bi gözden geçiriim di mi?
Gördüğün zaman eğer almazsam uyuyamam dediğin şey;
Patates! Evet patates:))) Pazarda yürüyorum diyelim, tezgaha dizmiş amca tertemiz sapsarı, düzgün şekilli patatesleri, ihtiyacım olmasa da 2 kg alırım:)) (sonra da filizlenir atarız:((
Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey;
Çikolatalı bir şey... Pastadır, parfedir, sufledir... Offf ağzım sulandı:D
Uğurun var mı?
Uğurlu saydığım bir nesne yok. Ama 2 ve 8, 28 ve 72 gibi rakamları küçüklüğümde uğurlu sayardım. Bu rakamlar okul numaralarımdı.
Kendine yakıştırdığın renk
Çimen, haki, turkuaz yeşili gibi renkleri yakıştırırım kendime. E tabii milletin gözlerinin rengini vurguluyor demesinin de bunda etkisi vardır elbette:))
En sevdiğin takın.
Öyle bir takım yok. Ama yazları deri bir kolye veya bileklikle kendimi nedense harika hissederim.
Takıntın?
Sağ ayak takıntım bilinç üstüne çıktığı durumlarda devreye girer.
Bavulun çoktan hazır gitmek istediğin ülke?
Yunan adaları.
Ben bu şarkıyı duyunca şakırım.
İçindeki çocuğa sarıl, sana insanı anlatır...
Solunda ne var?
Empati, Hayat, Hüzün adlı 3 kitap, D&R hediye çeki, kahve kupam, not defterim, Unknown adlı bir adet DVD, daksil, 5 adet kalem, zımba, ataç, masa takvimi. (İşyerimde masamdayım)
Pasladıklarım; Aynadaki Aksim.
Hayatın Hediyesi
Hayat hediyesini sundu geçen gün: yaşamının kıymetini bil!
Ölümle burun buruna geldim evet! Sonra hasta oldum. Öksürüğümle göğsümden gelen sesler korkuttu. Korkutan kısmı, çaresiz insanlar. Allahtan geçici ve çaresi olan bir hastalık çektiğim.
İnsan 43'üne girerken ilk yıllarındaki sevinç sanırım minnet duygularına dönüşüyormuş demek. "Yaşadığım anın kıymetini bilmek." Ama hiç kolay bir şey değil. Yine de hata yapıyor insan.
Geçen gün size üstü kapalı bahsettiğim konuyu artık paylaşabilirim: bir bölümün başına müdür olarak atanıyorum. Yarın ilk günüm. Yıllarca emek verdiğim bölümdü. 4.5 sene sonra nihayet sevdiğim bölüme müdür olacağım. Gerçi fazlasıyla gecikmiş terfim nedeniyle önce vekil müdür olarak atanacağım.
201o yılında hayatıma sevdiğim, çok sevdiğim insanlar girdi. Blog aracılığı ile içimi okuyabilen ve içini okuyarak bağlandığım insanlar oldu. Bu büyük bir zenginlik.
İnce düşüncelerini keyifli kutlama yazıları ile dile getiren tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.
25 Şubat 2011 Cuma
Soru
Paragrafta 20 tane ülke adi gizli. Bakalim bulabilecek misiniz?
Yine paltosuz gelmiş, bir de peruk takmış. Gelirken yanında
bilgisayarını da getirmiş. Pis ve çapaçul bir durumda. Safran sarısı
bir yüzü var. Kafasının içinde kim bilir ne tilkiler dolaşıyor.
Vaktinde üç roman yazan adam bu mu? Zaman dünkü başarılı adamdan
geriye kişiliksiz bir virane bırakmış. Şimdi bir sanal manyak, tam bir
manyak. Saçma sapan amaçlar peşinde koşuyor. Ben insanları severim ama
insanlar ayağını yorgana göre uzatmalı. Davul bile dengi dengine
çalar. Kim bilir kaç adam böyle sudan sebeplerle ziyan oldu.
İLK OKUDUĞUNUZDA 1 TANE, 2.DE 5 TANE, 20. OKUYUŞTA 20 TANE BULUYORSUNUZ.
Cevabınızı yorum olarak ekleyebilirsiniz.
24 Şubat 2011 Perşembe
Rezalet Dizboyu
Aklıma gelenleri sayayım bakalım:
-Kuran Kursu'nda 10.30'da yarım saat ara olurdu. Ben çocuklara ayaküstü senaryo yazar oyun oynatırdım. İşte kız istemeye gelen aile aslında diğer kızı istiyordur filan. Böyle şeyler.
-Bir kız bana vurup kaçmıştı bahçeye, uzun süre kovaladım. Kızmıştım. Kız tuvalete yönelince fren yaptım ama fayda etmedi kafayı yardım:)
-Kalenin altında gizli geçit vardı oranın hazine odasına açıldığı söylenirdi. Oraya girerdik elimize mum alıp. Oysa aslında kanalizasyon sistemi idi. Dizlerimiz filan batardı.
-Şehiriçinde küçük bir çamlık vardı. Ağaçtan ağaca geçerdik. Ağacın tepesinden yoldan geçenlere kozalak atar saklanırdık.
-Bir keresinde arkadaşım komşunun ziline basmamı istedi. O hep basarmış. Meğer onların da canına tak etmiş. Şikayete gelmişlerdi.
-Sokaklar parke taşı döşeliydi. Ne zaman elimize sivri bir metal geçse taşları sökerdik uğraşa uğraşa. Çöp toplamaya gelen belediye görevlileri söylene söyle yerine koyarlardı.
Serhat'ı mimliyorum onun gibi uslu bir çocuktan bi şey çıkacağını sanmıyorum ama bakalım...
23 Şubat 2011 Çarşamba
Bu yazıdan bir mim çıkacak sonuna kadar okuyun!
Çocukken ünlüler nasıl da gözünüzde büyür değil mi? Büyülü dünyanın devlerini bir şey sanırısınız. Küçüklüğümde sinemanın büyüsü hakimdi. O kadar fazla da ünlü yoktu. Sonra TV sayesinde ünlülük de sıradanlaştı. Ben de şöyle bir düşündüm de kimi, ne zaman, nerede, ne yaparken görmüştüm diye... Şunları hatırlayabildim:
- İlk gördüğüm ünlü, Cüneyt Arkın'dı. Bozcaada'ya Fatih'in Fedaisi Kara Murat filmini çekmeye gelmişti. (Filmin çekildiği yıl 1972) Demek ki 5 yaşındaymışım. Kalenin içindeki film setine gittik. Hatırladığım şey yerlerdeki kat kat sünger yataklar ve Cüneyt Arkın'ın kasıntı halleriydi. Yatağın üzerine atladığını öğrenince karizması yerle bir olmuştu gözümüzde. Bir de kılıçla dövüş sahnelerini hatırlıyorum. 2 kere kılıç sallıyorlar, 10 dakika yüz ve göğüslerine kanlı makyaj yapılıyordu. İnsan taşrada hele ki nerede olduğu bile çoğu kişi tarafından bilinmeyen bir yerde yaşayınca ancak ünlülerin ayağına gelmesi gerekiyor.
-5 yaşımdan sonra gördüğüm 2. ünlü kişi Zekai Tunca idi ve ben artık 18 yaşıma gelmiştim. O yılların aranan ismiydi. Ankara'da hediyelik eşya fuarını geziyordum. Aklımda kalan şey çok uzun boylu olmamasına karşın, kafasının ne kadar büyük olduğu idi. Sanırım saçlarından... Yıllar sonra Ali Kırca'yı görünce de aynı şeyi düşünmüştüm. :))
-Bu arada ben tanıdıktan 1 yıl sonra ünlü olan bir kişi vardı ki o da Neşe Erberk'tir. (1983'de güzel seçilmiş, şimdi baktım.) Hımm 15 yaşlarındaymışım. İstanbul'da kaldığımız evin arkadaşı idi annesi ve o gün ziyarete gelmişti. Neşe de 17 yaşında beline kadar saçları ile tavuskuşu sesli, zayıf, dal gibi bir kızdı. Annesine taklit yapmıştım o evin oğlu ile Bağdat Caddesi'ni turlarken. :))) Neşe ile konuştum mu, ya da elini sıktım mı çok net hatırlamıyorum.
-Yine üniversite yıllarında seyahat esnasında Güler Kazmacı'yı Ezine'de otobüsünü beklerken hatırlıyorum. Tüm gözlerin üzerinde olduğunun bilincindeydi. Altında o yılların modası bürümcük kumaştan pijama gibi çizgili, bol paça bir pantolon vardı. Uğur Dündar, Haluk Şahin ve Ata Demirer'in Bozcaada'da yazlıkları olduğu için görmüşlüğüm elbette var.
-E tiyatro sahnesinde canlı performans sergileyen sanatçıları da sayacak olursak, Ankara'daki öğrencilik yıllarımda henüz ünlü sınıfına girmemiş Zuhal Olcay'dan bahsedebilirim. Ama aslında günlük hayat içinde görmediğim için, saymak da doğru olmaz. Çünkü o fasıldan Levent Kırca, Köksal Engür, Oya Başar, Nejat Uygur'u da saymak gerekir.
-Sonra Bozcaada'ya tatile gelen bir kaç ünlü gördüm: Ayşe Tunalı ve Seyyal Taner. Ayşe Tunalı, 45 yaşlarında bir adamla flört ediyor ve denizde oynaşıyordu. Seyyal Taner ise sakallı bir arkadaşıyla -sanırım bateristi idi- geziyordu. Bunlar da 20'li yaşlarıma denk geliyor.
-1989 yılında (22 yaşımda) İstanbul'a gelmemle birlikte ünlülerle karşılaşma ihtimallerim de yükselmiş oldu. İlk hatırladığım Şifo Memet'tir. Sonradan yanan Şişli Gazi Sineması'na gelmişti kendisinden 20 cm uzun bir kızla. Aslında Şifo ile karşılaşmamız ilk değildi. 21 yaşımdayken Kahramanmaraş'ta, takımın 1. Lige yükseldiği sezon sonu maçında sahada görmüştüm. Hayatımda ilk gittiğim maçtı. (Ondan sonra bir tane daha gittim:))
-Yine sinemada gördüğüm bir diğer ünlü de Gani Müjde'dir. O da kendinden uzun ve esmer bir güzelle, yüksek sesle gülerek filmi izlemiş aralarda da sesli konuşmuştu.
-Sinemada gördüğüm diğer ünlülerden biri Süleyman Turan'dı. Önümde oturuyordu sinemada ve adamın ensesindeki saçlar haricinde tepesindeki saçların peruk mu ekme saç mı olduğunu düşünüp durmuştum.
- 1990 yıllarında iş yerim Şişli'de idi ve bir gün Şişli'den Nişantaşı'na dönen sapakta bir anda Fatma Girik'le burun buruna geldim. Yalancı bir gülümseme ile halka karanfil dağıtıyordu.
-1991-1992 yıllarında Yedikule Konserleri serisinde Eda ve Metin Özülkü'yü çoluk çombalak jiplerinden inerken, Jale'yi ise azman sevgilisi ile görmüştüm.
-1994 yılında müdürüme gelen davetiye ile AKM'de Yolcu filminin galasına gittim. Müjde Ar, Sezen Aksu, Levent Yüksel ve Sertap Erener'i gördüm. Sertap günlük kıyafetleri içersinde bir kız çocuğundna farksızdı. Müjde Ar'dan gözümü alamadığımı iyi hatırlıyorum.
-2000'lerde gittiğim lokantalarda birileri ile karşılaşır oldum. Hacı Abdullah Lokantası'nda Tarık Akan'ı, Sahan'da Ahu Tuğba yan masamda dostları ile yemek yiyordu. Ahu Tuğba'nın ne kadar bronz ve çirkin göründüğünü anlatamam.
-Bir gün -sanırım 1997'de- arabayla giderken arabasında cep telefonuyla konuşan Sibel Turnagöl'e rastgelmiştim. Bir ton makyaj vardı yüzünde. Yine arabayla geçerken Nişantaşı'nda gördüğüm diğer güzel Hande Ataizi idi ve oldukça kısa boylu oldukları aklıma kazınmış.
-Bunca ünlü arasında beni çok etkileyen kişi: Haşmet Babaoğlu'dur. Karizması hale gibi önünden gidiyordu Kanyon'da gördüğümde. Bakışları ise duvarları deliyordu.
-Bankamın düzenlediği yılbaşı yemeklerinde Hülya Avşar, İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Gülşen, Demet Akalın sahne aldı. Hülya Avşar'ın kısa boylu olmasına karşın, ekranda göründüğünden zayıf olması ilginçti. Aramızda dolaşırken kalkıp yol verdim diye bana abartılı mimiklerle "centilmenliğine şaşırdım" mesajı vermişti.
-Mutlaka ki son 10 yılda rastladığım çok kişi var ama bir tek kişi ile samimiyim ünlülerden : Figen Evren. Birlikte gazete çıkardık. Yazları da Bozcaada'da görüşüyoruz. Kendisini Bir Demet Tiyatro ve Arka Sokaklar'dan hatırlarsınız.
Eveet buraya kadar gelebildiyseniz mim sorusunu okuma ve cevaplama şerefine erişmişsiniz demektir. Soru şu:
İlk kez yakından hangi ünlüyü, ne zaman, nerede, ne yaparken görmüştünüz? Tepkiniz ne olmuştu?
Sobelediklerim beni takip eden 86 kişi:))))))
18 Şubat 2011 Cuma
Paskalya kızı
Dün paskalya yumurtası-pipet sorusu sormuştum. Farklı cevaplar aldım.
Aşağıdaki linke tıkladığınızda karşınızda bir animasyon belirecek. Dansçı bir kız kendi etrafında dönüyor. İnternette sağ ve sol beyin testi olarak geçen bu illüzyonda kızın dönüş yönü herkese göre farklı oluyormuş. Eğer dönüş yönünü sağa doğru görüyorsanız beyninizin sol tarafını (analizci, mantıkçı,sayısal), eğer sola doğru döndüğünü görüyorsanız beyninizin sağ tarafını (sanatsal) kullanıyormuşsunuz. Yoğunlaşıp düşünce şeklimi değiştirdiğimde iki tarafa da döndürülebiliyor. Hatta başınızı sağ tarafa yatırırsanız sağa, sola yatırırsanız sola dönebiliyor. Ya da bilmiyorum ne kadar gerçekçi ama sanat ile ilgili şeyler düşündüğünüzde sola, kafanızda matematiksel işlemler yaptığınızda sağa dönüyor.http://www.i-am-bored.com/bored_link.cfm?link_id=25642
Hayat Bir Öyküdür
Ama hayat garip öykülerle dolu...
Bugünkü haberlerden derlediğim iki garip öyküyü paylaşıyorum sizinle:
"Trabzon'un Tonya ilçesinde hayatını kaybeden 88 yaşındaki emekli imam Mehmet Ali Öner'in, ölmeden 1 hafta önce kendi sesiyle okuyarak banta kaydettiği selası ve ölüm ilanı, vefatının ardından cami hoparlöründen yayınlandı."
***
"Urla’da 2005 yılında Funda İşsiz’i bıçakla öldürüp cesedini kullanılmayan derin dondurucuya saklayan Celalettin Erkal yargılama sonunda ömür boyu hapse mahkum olmuştu. Ancak davanın Yargıtay süreci 5 yılda tamamlanmadığı için 3 Ocak’de yürürlüğe giren tutukluluk CMK’nin 102’nci madde gereği serbest bırakılmıştı. Tahliyeden yaklaşık bir ay sonra basının konuyu duyup haber yapmasıyla konu kamuoyunun gündemine taşınmış, Yargıtay 1. Ceza Dairesi bir gün sonra cezayı onayınca Erkal’ın 38 günlük özgürlüğü sona ermiş ve yeniden cezaevine konmuştu.
'TESTERE FİLMİ YAKTI
Celalettin Erkal’ın babası Selçuk Erkal, olayların arkasından ilk kez konuştu. Oğlunun 'Testere' filminden etkilenip cinayetleri işlediği iddiasını reddeden Selçuk Erkal, bu unsurun kullanılarak oğluna karşı linç kampanyası düzenlendiğini öne sürdü. Selçuk Erkal, "Evde tek başına kaldığında korku filmi seyredemeyen, bir böceği bile eline alıp tutamayan oğlum sanki elinde testere ile dolaşan bir katilmiş gibi gösteriliyor. Tahliye olduktan sonra eli testereli gösterilen oğlumun sanki yine testere ile başkalarını öldürecekmiş gibi gösterildi. Oysa ne polis, ne savcılık, ne de mahkeme tutanaklarında 'Testere' filmi ile ilgili bir kelime geçmiyor. Olayın olduğu sırada tanık gösterilen bir kişinin ağzında böyle bir kelime çıkmış. Oğlumla cinayet sırasında, cezaevinde ve tahliye olduktan sonra her zaman 'Testere' filmini seyredip seyretmediğini sordum. Bana yemin etti ve böyle bir şeyin nereden çıktığını kendisinin de bilmediğini söyledi. Oğlumu Testere filmi yaktı. Eğer testere kelimesi geçmese oğlum sıradan bir cinayet sanığıymış gibi yargılanacaktı" dedi.
'OĞLUMU BEN TESLİM ETTİM'
Oğlunun yaptığını kesinlikle desteklemediğini hatta polise kendi eliyle teslim ettiğini söyleyen baba Selçuk Erkal, şöyle konuştu:
"Öldürülen ailenin acısını inanın çok içten yaşıyor ve onları anlıyorum. Oğlumun yaptığını kesinlikle desteklemiyorum. İşlediği suçun cezasını sonuna kadar çekecek. Mağdur aile kadar bizim de ciğerimiz yanıyor. Hem giden 16 yaşındaki Funda için, hem hayatının baharını cezaevinden geçirecek olan oğlum için üzüntü duyuyoruz. Oğlum Ocak’ta tahliye edince tepki olur diye Menemen’de birlikte yaşamak için yeni bir ev kiraladık. Bu olay 28 gün sonra medyada duyuldu. Bunun üzerine gazeteler ve televizyonlar acılı aileden görüşler alarak tahliye kararına tepki gösterildi. Kamuoyunda bir anda linç kampanyası başlatıldı. Yargıtay gazeteler ve televizyon haberleri üzerine kararı bir günde onadı. Oğlum evde badana yaparken polis kapıyı çaldı. İçeri girdiklerinde oğlumun badanalı ellerini yıkamasına bile izin vermeden alıp götürdüler. Oğlum keşke tahliye olmasaydı. Onun ve bizim psikolojiimiz tamamen bozuldu. Oğlum kendisi aynı şeyi söyledi. Bana ’Baba hiç olmazsa Muğla cezaevine alışmıştım. Keşke beni hiç salmasalardı ve 5 yıl önce yaşanan aynı şeyleri yaşamasaydım’ dedi. Bir kez daha altını çiziyorum oğlum seyretmediği bir film yüzünden kamuoyunda ’Testereli katil’ ilan edildi."
'FUNDA'NIN MEZARINA GİDİYORUZ'
Cinayetten sonra Urla İlçesi’nden ayrılmadığını ve tepkilere rağmen orada yaşamayı sürdürdüğünü belirten Selçuk Erkal şunları söyledi:
"Eşimle birlikte aynı yerde yaşıyorum. Mümkün olduğunca acılı aile ile karşı karşıya gelmemek için çalışıyorum. Onların acısı inanın tarif edilemez. Gösterdikleri her türlü tepkiye hak veriyorum. Sonuçta gencecik bir kız çocuklarını kaybettiler. Ben ve eşim bayramlarda mezar ziyaretine giderken mutlaka Funda’nın da mezarına giderek Kur'an okuyoruz. Oğlum Funda’yı çok seviyordu. Kıskançlık yüzünden öldürdü. Onu öldürmesine rağmen hala onun ruhu ile yaşıyor. Onu unutamıyor. Yaptığından çok pişmanlık duyuyor. ’Eğer zamanı geri almak mümkün olsa ve o an bir kez daha yaşansa, ölen kişi Funda değil de ben olmak isterim’ diyor. Funda’yı rüyasında gördüğünü ve onun hatırlarıyla yaşadığını söylüyor. Funda’yı öldürdüğünü için de ’Ben cezamı belki tutuklu kalarak çekeceğim ancak, öbür dünyada onun hesabını nasıl vereceğim baba?’ diyor. Oğlum katil olabilir ancak, eli testereli bir cani değildir. Suçu neyse çekecek. Onu o konuda hiç bir zaman savunmam."
17 Şubat 2011 Perşembe
Öğğğğğ düllendim ben gidip yüzümü yıkiim bi koşu:D

Huzur
Foto: İrfan Kurt Bu aralar şükrediyorum sürekli. Yaşamımda çok kısa sürede olumlu gelişmeler oldu. Huzur budur!
11 Şubat 2011 Cuma
Aşk Neyi Sever?
4 Şubat 2011 Cuma
3 Şubat 2011 Perşembe
Tokat gibi...
Yılmaz Özdil gazetecilik dersini vermiş kendisini eleştirerek. Merak ederseniz okuyun:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16921260.asp?yazarid=249&gid=61
28 Ocak 2011 Cuma
Garip Çiçekler Serisi-3

Biraz kırçiçeği biraz şifalı otlara kayacağım bugün. Bu güzel çiçeğin adı: GÖZLÜK OTU. Gözrahatsızlıklarına birebirmiş.


25 Ocak 2011 Salı
Acaip Çiçekler 2
Yaşasın bir kasaba efsanesi değilmiş. Şansıma SABUN ÇİÇEĞİ yazdım ve buldum. Sabun Otu da denen bu çiçekten vardı kuyumuzun başında. Çocukken çiçeklerini koparır elimizde ovalar elimizi sabunlardık. Bakın ne deniyor: "Köklerinde saponin adlı madde ile ayrıca zamk, reçine, uçucu ve sabit yağlar bulunur, içerdiği saponin nedeniyle bitkinin kök ve diğer kesimleri suyla çalkalandığında sabun gibi köpürür. "Gözünün yağında 2 yumurta pişiriim google.
24 Ocak 2011 Pazartesi
Acaip çiçekler
Bu da rahmetli kayınvalidemin evinde vardı. Geceleri sabaha kadar dua eder gibi avuçları yukarı bakar, sabah aşağıya inerdi. O yüzden adı: DUA ÇİÇEĞİ idi.

Bu da annemde vardı. Yaprakların kenar ve uçlarından damla gibi minik yapraklar çıkar, onlar da dökülür, döküldükleri yerde yeniden açardı. Adı: AŞKIN GÖZYAŞI
Çocukken evimizin bahçesinde vardı. Çok severdim ismini. Hiç unutmadım çünkü adı: UNUTMA BENİ idi.:)

Anneannemin bahçesinde vardı bu çiçeklerden.Her sene çıkarlardı kendiliklerinden: KARDEŞ KANI ÇİÇEĞİ
Mutluluğun resmini yapasım var

Küçük şeylerle mutlu olduğum için kendimi ucuz bulmuyorum. Küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkarmak duygu işçiliği. Herşeyden öte yaşamgözünüzün sürekli açık olması, yüreğinizi temiz tutmakla ilgili.
Herşeyi seviyorum diye kocaman bir laf doğurmak istiyorum ortalığa. Sonra da o lafı nüfusuma geçirmek. Yaşamın karşıma çıkardığı tüm zorluklara rağmen Allah'a teşekkür ediyorum.
Ağlamak ve gülmek benzer kokulu güller içimde. Dikeni batırdıkça derinlerime ağlayarak gülüyorum. Kanamak, kana kana içmek bir büyük sevgiyi.
14 Ocak 2011 Cuma
Berna, Pippi Haşmet, Aslısın'ın Kare Ası: BUCERA
Lafı uzatmiim, bi yandan saçı yapılıyo bi yandan özgeçmişini sordum anlattı. Her fotoğrafın yanına özgeçmişinden bir bukle yerleştirdim. maksat şekil olsun, ayağınız alışsın:
1982 Gürcistanbul doğumluyum. Annem bi maceraya atılıp Gürcistan'dan hamileyken salla İstanbul'a gelmiş. Bu nedenle Gürcistanbul doğumluyum. Bu maceranın sonunda doğduğum için de BUCERA olsun bunun adı da hadi demiş.

Tıpa girmeseydim duşa girecektim, iyi oldu aslında hem arındım hem doktor oldum.


Saçlarımı genelde bööle havaya dikmem, doğuştan havalı. yatıştırmak için geceleri huni takıyorum.

Saçımın şekli ruh halime göre değişir. Paranoyaksam saçlarımı sağa, şizofrensem sola, sonra tekrar sağa bakarım.

Blog tutmayı seviyorum. Okumayı sevmiyorum. Çünkü okurken beni tutuyor...


Hayran kitleme hep şunu öğütlemişimdir: Temiz gıda, bol hava... Güneş girmeyen evin bi duvarını yıkın! Benim dediğimi yapın, yaptığımı da...

Evlendim çocuklarım oldu. Onlara tekerleme öğretiyorum: Bu cera yaz çırası, şu cera kış çırası, ortada çayda çırası diye. Ama ben söyleyemiyorum çünkü 20'lik dişim çürüdü.

Çok okurum ve çokokrem severim. Hatta çokokremkaramele bayılırım. Misal! Sen karşımdasın ya bak şimdi: Ayhh bayılıyorum galibaaaa:S
Küçükken incir ağacından düşmüşüm. İnci Çayırlı çocukluk arkadaşım değildir. İnci küpemi kendim aldım. Çocuk da yaptım kariyer de...
Şu an "Elvis'in pelvis kemiğindeki sklerozun ani ölümü ile ilintisinin patolojik olarak incelenmesi" konulu doçentlik tezimi hazırlıyorum. BUCERA: Buceranın şahidi bacacıdır. Niye diye soracaksan aralarında tamamen ses uyumundan kaynaklanan bir ilişki var o kadar J
2- Doktor hanım benim şuramda şööle bişii var. O şey büyür mü? Sence nedir o? Yutkunsam yutamıyorum, tükürsem tüküremiyorum. Neremde olduğunu söylemiyom, doktor olan sensin, sanatını konuştur hadi:P
BUCERA: Allah seni ne yapmasın, oğlum evladım şuranda şöle bişi olması normal ya bi de olmasaydı ? Vakti gelince büyür hatta başına büyük işler bile açabilir. Önemli olan beyninin oraya taşınmamasıdır. Y a onun büyüdüğü zaman beynine hükmetmemesi onun dışında güle güle kullan.
3- Huniyle yapılabilecek en güzel şey nedir? Sen bilirsin, bilirsiin:) Hayır, bende de var da ne yapıcaamı bilemiyorum.
BUCERA: Valla ben kafama takıyorum sıcak tutuyor böylece kafamı üşütmüyorum.
4- Macerayı sever misin? Sence domuz gribinin etkisini üstümde görmek için domuz gibi bi kızla çıksam, kız grip olsa, bile bile öpsem maceraya atılmış olur muyum? (Amma zorladım, grip değil de başka bişii olacağım kesin)
BUCERA: Evladım domuz gribinin modası geçti ama domuz gibi kızların modası geçmez. Salak saf erkeklerimiz üç beş cilveye kanıp ne maceralara atılırlar ( bakınız nene korkut nasihatlarına)
5- Canım sıkılırsa ..............................ağlarım
Hastaların iyi niyetimi kötüye kullanmaları canımı sıkar.
Bir gün çenemdem daha doğrusu zaman zaman dış sese dönüşen iç sesimden başıma bi iş gelecek ya, hadi hayırlısı bakalım!
Bucera sabah uyanmış, ya nasip demiş...
Nasrettin hoca yaşasaydı çatlak profesör olurdu, ben de onun asistanı.
Deliyi blog sayfasından tanırım.
İçimdeki kız çocuğu git, bodruma yerleş mesleği bırak on parmağında on marifet değil de, on parmağında on yüzük olan entel ol diyor.
İyi olacak hastanın başına Bucera musallat olurmuş Allah korusun musalla taşın kadar da bu mevzuyu uzatabiliriz
6) Yazı kıştan daha çok severim D/Y yanlış
Elim her işe yatkındır evellalah! D/Y yanlış (çenem her işe yatkındır)
İyi ki doktor olmuşum diyorum D/Y umarım
Önyargım zerre kadar yoktur D/Y doğru
Kremkaramel iyi hoş da biraz deli D/Y doğru delilik iyi şeydir
7) Neyi baş tacı eder Bucera?
BUCERA Huniyi
8) Cinsiyet ayrımcılığı hangi konuda yapılmalı?
BUCERA: klasik olacak ama pozitif ayrımcılık tabii
9) Hipokrat yemini etmiş olmasaydın ilk zehirlemek istediğin kişi kim olurdu? Peki ağır geldiyse ağzına biber süreceğin diyelim.
BUCERA: Devlet böyüklerimizi
10) Sen en çok nesin? Her birinin yanına 0'den 100'e kadar % koy haydi
a) Aktivist % 75 b)İdealist %60 c)Konformist %70 d)Anarşis %60t e)Pesimist %20
11) Bad-ı Saba ile Keyfe Keder arasındaki farkları maddeler halinde sıralayınız. Uyuşturucu maddeler de olur:P
BUCERA :Ha ha ne bileyim ayol kilo farkları var :)
Biri marihuanaysa diğeri ektasi, biri daha dışa dönük diğeri içe dönük….ama ikisi de okumuş efendi çocuklar severim pek
13) Aile hekimleri için üst katta "aile salonu" var mı? Sen "temiz aile hekimi" misin?
BUCERA: Hükümetimiz bizi 2,5 ay maaşsız bırakınca artık masumiyetimizi de temizliğimizi de yitirdik yavrucuğum. Geceleri janjanlı payetli elbiseler giyip tabelalara neon ışıklarla yazdırdık ismimizi.
Salonumuz aile salonu değildi artık içkili çalgılı, efendim konsomasyonlu falandı …..
14) Sana ne desem değenirsin? Ne ima etsem tokat atarsın? Ne demesem alınırsın?
BUCERA :Tokat atamam ama kötü bir insansın desen çok üzülür oturup düşünürüm sanırım.
15) Her yıl bi hastalık çıkıyor malum. Çin gribi, paçavra nezlesi, saman nezlesi, domuz gribi, tavuk gribi... FİN GRİBİ oldum ben, hastalığın teşhisi, seyri ve tedavisini söylermisiniz sayın hocam. İlk belirtiler gözlerimde mavilenme, saçlarımda sararma:))
BUCERA: Tamam yıllarca senden bu gerçeği gizledik ama senin annen bir Finliydi yavrum. Her şey babanın bir Finliyle fingirdemesi ile başladı oradan fan fin fon oldu sonuçta sen bir aşk çoğusun tedavi gerektirmezsin evladım.
16) Ecza dolabımı karıştırırken baktım bir kutu BANALJİN kalmış. Banaljin hangi hastalığa iyi geliyordu? Kaç gün kullanırsam insanların bana banal demelerinden kurtulurum?
BUCERA: Banaljin piyasadan kalktı onun yerine Bisiktrol veriyoruz . Hatta sorulara baktıkça gideyim iki tane içeyim diye düşündüm.
17) Tek ayak üstünde yaptığın şeyler ne düşün ve say bakalım.
BUCERA :Hiç benden öyle fantastik cevap beklemeyin tek ayak üstüne sadece diğer ayağıma ayakkabımı giyerim.
18) Tıpta utanma olmaz diyolar doğru mu? Çıplaklar kampına girip asslanlar gibi öbür kapıdan çıkmak gibi bişii mi? Nası bişii bu? Yeğenim tıpa girecekde girsin mi girmesin mi:)))))))))
BUCERA: Walla yalan aslanlar gibi utanılıyor, geçenlerde genç bir delikanlının hassas bölgesini pansuman ettiydim sonra yolda beni gördü tanımamazlıktan geldi. Ben baştan çıkaramadım’’ nereden nereden hatırlıyorum ?’’ diye düşünürken , ‘’Hah şeyinden hatırlıyorum dedim’’ pek şık olmadı…..
19) Ancelina Cöli'yi naapasın var?
BUCERA: Hiç bişi ben erkeklerden hoşlanırım.
20) Devlet gibi hatun, hökümet gibi kadın, koalisyon gibi çift, tablo gibi gay ve hayvan gibi yakışıklı adam kategorilerine birer örnek yazın. Sonra bu örnekleri birbirleri ile eşleştirin. Oha diyom:))
BUCERA: Devlet gibi hatun hökümet gibi kadın benim hamile halimdir. İnce uzun bir hatunumdur hamileyken 30 kilo almış aynı yarma gül olmuştum. Bastığım yer titrer, sokağa çıktığım zaman bana yol açarlardı.Neyse ki sonra eski haklime döndüm. İnanmazsanız Bad-ı sabaya Keyfe kedere sorun.
Hayvan gibi yakışıklı Behlüldür çünkü bana düldülü hatırlatır, düldür de bir eşektir. Eşeği de kimseyle çiftleştiremem lakin zoofiliyi hem iğrenç hem de sapıkca buluyorum. Tablo gibi gay bulamadım her şeyi de ben mi yapacağım onu da siz bulun.
Son olarak eklemek istediğin bişii var mı?
BUCERA: Feysbuka ekleyebilir miyim seni :)))))))))))
13 Ocak 2011 Perşembe
Mimoloji Bilimine Göre Ben
-Gözüme sokmaları. Beni korkutmaya çalışmaları. Kısa kollu gömlekle namaz kılıyorsun mesela, adam kollarına vurup cehennemde yanacak bunlar yanacak diyor.
Sizi siz yapan özelliklerinizden en belirgin olanı ne?
-Merak ve iyimserlik. Piştiiiii! Empati, şefkat.
Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? Neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda daha çok saygı bekliyorsunuz?
-Bu soruya hayır diyen var mı?:)) Empati yapar önyargılarımı soymaya çalışırım. Hoşgörülüyüm. Bunlara saygı duyun bak tamam mı?
"İnsanın" sizdeki tanımı ne? Karşınızdaki kişi de olmazsa olmaz dediğiniz özellikler neler ve neden sizin için önemli bunlar
-İnsan alışan hayvandır aga. Başka hiç bir hayvan gönüllü olarak daha önce yapmadığı bir şeyi yapmaz. Karşımdaki insan da yanıma geçsin öyle muhatap olayım. Çatışmadan kaçan biri olduğum için uzlaşılır ve hoşgörülü olsun. Üstüne kusiim, önemli diil desin. Yalamaya kalksın, abatma diim filan bunun gibi şeyler ararım.
Hayata bakışınızı paylaşır mısınız? Sürekli bir şeyler için hayatı suçluyor musunuz yoksa hayatta olması gerekenler bunlar ve olması gerekenler yaşanıyor mu diyorsunuz
-Nası bi tevekkül anlayışım var anlatamam. Hayat beni suçluyor, işlemediklerii de üstleniyorum:) 4 yıl diğer ranzalardan 10 cm daha alçak bi ranzanın altında yaşadım, 15 yıldır aynı kurumdayım. Başıma neler neler geldi. Dolaylı da olsa ben seçtim. Aha bak abartmaya başladım bile. Hakettim ben, hakettim:)
Savaşların asıl nedeni ne sizce? İnsanoğlu kendinde neyi yok etti ki zulüm denen illet yakasını bırakmıyor dünyanın?
-Savaşlar paylaşmayı bilmemekten kaynaklanıyor desek doğru olur mu acaba?
Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz ne ? Şunu da düzeltseydim daha huzurlu olurdum dediğiniz, gerçeğiniz, boşvermişliğiniz, gamsızlığınız?
-Burada bir alıntı yapacağım: "Bilmiyorum. Yeterince huzurluyum bundan iyisi şamda kayısı. Ama çok güveniyorum sanırım herkese. Biraz daha şüpheci olsam sanırım daha iyi olurdum."
Kalbinizin sesi mi mantığınızın sesi mi? Neden
-Mantığım ama 6. his takviyeli olarak. Duygusal ve idealist iken hayat yonta yonta mantıklı yaptı.
Biri size bir kötülük yaptı ve biliyorsunuz ki yapılan şey bilinçliydi, tepkiniz nasıl olurdu? Susar mısınız yoksa aynı anda yüzüne vurur musunuz yapılanları? Kişilere davranışlarınızı neye göre belirliyorsunuz ?
-Becerebiliyorsam yüzüne söylerim, beceremiyorsam susarım. Kişilere niyetlerine bakarak tavır alıyorum.
Sizce, sabretmek nedir ve üzerinizde otorite kurmaya çalışan, sizin hakkınızı yiyen insanlara sabretmeli miyiz yoksa karşılık vermeli miyiz? Tepkimiz nasıl olmalı?
-Sabır erdemdir. (Yine pişti!) Babamdan böyle gördüm. Olmalı kısmı başka ama ben sabrederim.
Bir konuşmada geçti,ben böyle bir cümle kurdum:"Karşımdaki insan benim için değerli değilse söylediği cümlelerde değerli değildir, isterse hakkımda zanlarla kötü konuşsun hiç farketmez." Bunu söylememin nedeni de şu; biliyorum ki bu dünyada en zor şeylerden biri sizi anlamaya kapalı insanlara kendinizi ifade etmeye çalışmak ve birilerini memnun etmeye çalışmak..Peki siz nasıl düşünüyorsunuz bu konuda?
-Bütün insanlara kendini sevdirme takıntımdan kurtulamadım. Fazla soru sormayın sizi kendime benzetiveririm mazallah!
Hangi söz sizi rahatsız eder ve neden?
-Şunu yap!(Zaten o söylemese de yapmak üzereyimdir.)
Başkasında kınayıp da sonra sizinde yaptığınız bir şey var mı?
-Olmaz mı? İnsanız hata yapmak kaderimiz.
Berna'yı ve Kambersiz'i mimledim!
Ayhhhh! Kendime aşık oldum lan:))
Bu balık hayvanı diyo...
Hayal gücü oldukça yükseeek. (Kendimi Paris Hilton sanıyom)
Sevdiklerine karşı duyarlı, çatışmalardan rahatsızlık duyaaaan. (Çok duyarım ben Mukaddes)
Şifa gücü yüksek, insanlara sorunlarında yardımcı olabileeeen. (Hadee koş vatandaş kooş!)
Duyarlı bir kişilik. (Oha kişilik dediler lan:))
Acıma ve şefkat duygusu yükseeeek. (Acıyom size zavallı sefil yaratıklar)
Pozitif düşünmeye çalışaaaan (Gözümün önünle artılar uçuşuyo bööle)
Yaratıcı kabiliyetleri olan, yargılayıcı davranmayan, değişime açıııık. (Bknz. röportajlarım)
Karmaşa içinde yönelimini kaybetmeden ilerleyebilen, negatif insanlardan etkilenebileeeen. (Ben pozitifim ya +, -'yi etkiliyo nötralize oluyom. Bilimsel açıklama:P)
Derin tutkulara sahip, aşk ilişkilerinde verici ve cömeeert. (Verici mi ? Nası yaani:P)
Oldukça romantik, hassaaas bi hayvandır diyo. (Bak sevgülüm sana dökülen kıllarumdan kese yaptım)
Hay senin ağzını öpem:P
11 Ocak 2011 Salı
Ben balığım demiş miydim size?
Aşağıdaki değerlendirmede beni anlattığına inandığım kısımları koyu işaretledim bakınBalık bilinci, dünya hayatının insan zihnine sunduğu açıklamalardan aradığını bulamamış başka alemlerden medet bekleyen bir bilinçtir. Aslında o bilinen cevapların peşinde değil akılca sınırları çizilemeyecek enginlere uzanan derin cevaplar peşindedir. Balık aradığını gerçek dünyada bulamayacağını sezmiş başkalarının çocukluk yıllarında bıraktığı hayal dünyasından kopmamaya karar vermiştir. Diğer burçlara göre Balık burcunun empatisi ve hisleri son derece kuvvetlidir.
Kendini birilerine adaması benliğin basit arzuları içinde sıkışmaktan son kaçışıdır. Kendini vakfederek ölümsüzleştirir ben olarak yaşayıp bir hiç olarak ölmekten kurtulur. Çünkü başkaları için yaşayanlar egoları için yaşanlar gibi bir tek ömür yaşayıp tüketmezler; aksine kendilerini dağıttıkları her bir hayatla varolur sınırsızca ve sonsuzca varoluş kazanırlar. Balık burcu böyle duygusal bir idealizmi; olumlu ve faydalı bir biçimde hayata geçirir ya da boş bir iddia olarak sürdürür.
Roman havası
-Eyvah Eyvah 2 çok eğlenceli bir film
-Çoktandır kitap okumuyorum
-Hayat daha mı hızlı geçiyor ne?
-Paranın gözü kör olsun.
-Nokta!
10 Ocak 2011 Pazartesi
Benim için küçük, insanlık için büyük adım!

Haftasonu bir haber geçti ajanslar bilmem okudunuz mu?
ABD pasaportlarında ‘anne’, ‘baba’ hanesi kalkıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın yeni uygulamasına göre “anne”, “baba” kelimeleri yerine “Ebeveyn 1”, “Ebeveyn 2” yazılacak.
Aseksüelleştiriliyor muyuz, eşcinselleştiriliyor muyuz? Erkeklik elden gidiyor! Nedir bu rezalet? Ayaklanalım, bi şii yapalım! Bodrum'a yanaşan eşcinsel çiftlerle dolu gemileri filan taşlayalım!
Kimsesiz çocukları nüfusuna kaydedip, onalara insanca yaşama hakkı tanıyan eşcinselleri yaşatmayalım!
Kılımızı kıpırdatalım teddyler:)
Ayrıca bu "Muhteşem Yüzyıl", "Fatmagül". "Küçük Sırlar" rezaleti de nedir?
Nenden çamur atılıyor tarihe?
Neden kahraman işadamlarımız işyerinin ofis kısmında öpüştürülüyor?
Okuyalım güzelleşelim: Gülgün Karaoğlu-Senaristlerin Suçu Ne?
8 Ocak 2011 Cumartesi
Evet paranoyağım mimlerlerse fişlerler filan neme lazım!
2. İsminizin son harfi nedir: yeşil
3.En sevdiğiniz renk: nnnnnnnnnnn
4.Kilonuz kaç: 173
5. Boyunuz kaç: 43
6.Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz: karaşın
7.En sevdiğiniz şarkı: sarışınım
8.Sizce sarışın mı esmer mi: 2
9.Sigara ve alkol kullanıyormusunuz:farketmez
10.Çayı fincandamı bardaktamı içmeyi seversiniz: hayır
cevaplar mı karışmış sorular mı anlamadım:)))
depresifi mimledim
7 Ocak 2011 Cuma
Sabah sabah pösteki sayan
Bugün karmakarışık duygular içindeyim. Kahkahalarla ağlayabilirim. Bugün sevişsem kaslarımın her teli ayrı atar. Bugün doğaya bakıp eriyebilirim.
Sevilmek denen sivilce çıktığından beri patlatmaya kıyamadığımdan belki:)) Belki de sevmenin getirdiği çılgın baş dönmesi. Kaale almayın sarhoşum ne dediğim belli değil!
Sabah güne güzel müziklerle başladım. İşyerime girerken annemi arayıp sesini duydum. Çalışma odamıza girerken sabah sessizliğini "SULTAN SOLİİMIN!" diye bozdum. Çok güldüler. Bilgisayarımı açtım. Kahvemi aldım karşısına kuruldum keyifle Depresifi, Berna'yı, Bilge'yi okudum. Yasemin'den mail geldi sonra. Yüreğimi okudu oncacık yaşında. Sonra dönmeye başladı dünya. Ya da dünya durdu ben döndüm. Bir metafor vardı ondan eminim. Belki de metamorfozdu bu düpedüz...
Sarhoşum. Aşığım da denebilir. Belki de sabah değil de bir yıldızdır geceden kalan.
5 Ocak 2011 Çarşamba
Buraya nasıl düştün gardaş?
geldik geleneksel pilav gününe. google'da başka bişi ararken bloguma düşenlere "meşaz vermek gayretiynen" bu köşeyi açıyorum.
googgle yazan sazanlar.
lan meğer ben hep yanlış yazmışım ya. google yazcaama googgle yazmışım. iyi de imamın dediğini yapmayın kardeşim. sonra da benim bloguma düşüyosunuz. yazık mazallah çıplakken üstüme düşseniz ya! :)))))))))
canisikilanadamingunlugu.blogspot.com yazanlar
e walla doğru yazmışsınız. tebrikler!
kurtlar vadis posu yazan yazma özürlü hemşerilerim
nası yaa? bakçam birazdan ben de mi vadis ve posu şeklinde yazmışım? adamı paranoyak ediyosunuz. yazmayın ööle!
banu alkan valentıno elbıse yazan evkızları sözüm size!
anladım kızlar elbisenin modeli lazım size ama iyi de o elbise diil ki kumaş doluyo kadın basbayaa. elbise giyince cırtlıyo zaten:))
bilgen bengü kremi arayan meraklılar
Var mı ööle bi krem? naapıyo? kullanınca saçları mı düzleştiriyo?
gaysberg burda mı acaba, bi arkadaşa bakıp çıkıcaam diyenler
karısı s.kilen ada arayan abazalar
öyle bi ada var mı? nerde? köpekler adası vardı bi zamanlar orası falan mı acaba:)))
mujde arın bakkal amca goruntusunu izle mek isteyen kekolar
neyine bakçaksınız?o görüntüde müjde ar bakkal rolünde bıyık takmış:P
randövi evleri arayan çekingen arkadaş
sen 14 numaraya çık biz geliyoz mahallenin delikanlıları olarak:))))))
sakalar yazan acaip mahluklar
ne var ki sakalarda? Akalar deseniz anlıycaam ya da Lidyalılar. saka kuşlarına mı taktınız? sakalar noolsun işte ötüyolar maşallah daha! ötmeyeceği gün viyagra alırım merak etmeyin!
2010'u nasıl bilirdiniz testi
2010'a şeyini vuran ımm damgasını tabii, olaylar hakkında bir derleme yaptım. Doğru cevapları bulun bakalım:
OCAK 2010
İstanbul resmen şey oldu. N’oldu?
a)2010 Küfür Başkenti oldu.
b)2010 Sülfür Başkenti oldu.
c)2010 Götürr Başkenti oldu. (D.t oldu da denilebilir)
d)2010 Küsur Başkenti oldu.
e)2010 Kültür Başkenti oldu.
EFT, havale, virman gibi para transferi işlemlerinde IBAN kullanımı zorunlu hale geldi. IBAN’ın açılımı nedir?
a) Infinity Bank Adaption Number
b) International Bank Account Number
c) Interracial Boops And Nipples
d) Incik Boncuk Atmasyon Numarası
e) Indeed Bussiness Account Novalid
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, makamına çağırdığı Türk Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'u ne yapması iki ülke arasında krize sebep oldu. Büyükelçi geri çağrıldı.
a) kahvesine şeker yerine tuz atması
b) dakikalarca kapısında bekletip sonra da daha alçak bir yere oturtması
c) patlıcan oturtma yapmaması
d) dakikalarca alçak yerde bekletip kapının üstüne oturtması
e) yanlışlıkla üstüne oturması
Ülkeyi bölme planı olarak adlandırılan ''Eylem Planı'' iddiaları ilk defa basında yer almaya başladı. Planın adı neydi?
a) Kolyoz Eylem Planı
b) Dangoz Eklem Planı
c) Zangoç Evrim Planı
d) Balyoz Eylem Planı
e) Alet Edevat Planı
MART 2010
TEKEL işçileri, Ankara'da 78 gündür süren eylemleri için kurdukları çadırları kaldırarak, eylemlerine son verdi. Eylemin gerekçesi neydi?
a) Sigara içirtmiyolar abü:(
b) Bi kere vermiyolar abü:(
c) İşakdimizi feshediyolar:(
d) Çift el kullandırtmıyolar abü, tek elle masturbasyon nereye kadar?
e) Çadırda yaşamak güzel mi ki lan! hadi eylem yapalım!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan demokratik açılım çerçevesinde başlattığı geniş kesimlerle görüşme trafiğinde tiyatro ve sinema sanatçılarıyla bir araya geldi. Aşağıdakilerden kim vardı?
a) Banu Alkan
b) Zerrin Egeliler
c) Aldo
d) Şahin K
e) Metin Akpınar
Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, ülkesine resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, ne verdi?
a) Pakistan Nişanı
b) Nişan bohçası
c) Zerdali çekirdeği
d) Pakistan sucuğu
e) Pakistan dikeni
NİSAN 2010
İzlanda’da meydana gelen volkanik patlama sebebiyle Avrupa’daki hava ulaşımı günlerce sekteye uğradı. Neydi Volkanın adı?
a) Volkanın adı yok
b) Eyyafyallajöküll
c) Eyvah vallah şu kül
d) Hakan Şükür
e) Eyiyaayalaüstünejöledöküp
MAYIS 2010
CHP genel başkanı Deniz Baykal genel başkanlıktan istifa etti. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a ait olduğu iddia edilen bazı müstehcen görüntüler internet sitelerinde yayınlandı. Yayınlanan görüntüler üzerine Deniz Baykal partisinin genel başkanlığından istifa etti. Ne vardı görüntülerde?
a)çorap giyen adam
b)bıyıklı 2 adam
c)kıllanan adam
d)4 nikah bir cenaze
e)bir kaç iyi adam
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile ve Brezilya Devlet Başkanı, İran ile Batılı ülkeler arasında uranyum takasını öngören ve üzerinde mutabakat sağlanan ortak formülü ele almak üzere bir araya geldi. Kimdi Brezilya Devlet Başkanı?
a) Luiz Inacio Lula da Silva
b) Luiz Alberto Don Pacha
c) Luiz Antuanet De Pasta
d) Luiz Stallone de Silvester
e) Luiz Vitton de Chanta
Oslo'da düzenlen 55. Eurovision Şarkı yarışmasında Türkiye'yi temsil eden grubumuz 2. oldu. Hangi gruptu o?
a)Mantolu Madonnalar
b)Mangal Yolcuları
c)Mango
d)Mandingo
e)Manga
HAZİRAN 2010
Yılın en önemli spor organizasyonu olan ve Güney Afrika'nın ev sahipliğini yaptığı Kupası'nda şampiyonluğu, finalde Hollanda'yı uzatmada 1-0 yenen İspanya ilk kez kazandı. Ne kupasıydı o?
a) Ku Ku-pası
b) Okurum Babanın Şarap Kupası
c) 19. yy’da sanayi devriminde üretilen döküm kupası
d) 20. Kainat Güzellik Kupası
e) 19. Dünya kupası
HAZİRAN 2010
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, G-20 zirvesi için geldiği Kanada'nın Toronto kentinde, ABD Başkanı Barack Obama ile bir araya geldi. Görüşmede, nelerin ele alındığı bildirildi?
a)PKK ile mücadele, İsrail-Türkiye ilişkileri ve İran'ın nükleer faaliyetleri
b)Kımıl zararlısıyla mücadele, İsrail-Türkiye maçı ve İran’ın sosyal faaliyetleri
c) PKK ile mübadele, İsrail-Türkiye çelişkileri ve İran'ın nüktedan faaliyetleri
d) PKK ile müşahede, İsrail-Türkiye işkilleri ve İran'ın sümüklüler faaliyetleri
e) AKP ile mücadele, Mozambik-Türkiye ilişkileri ve Vatikan'ın dinsel faaliyetleri
AĞUSTOS 2010
Trabzon'un Maçka ilçesindeki tarihi Sümela Manastırı'nda 88 yıl aradan sonra bir günlüğüne ayin düzenlendi. Ayine Rusya Federasyonu, Yunanistan, Gürcistan, ABD ve yurt içinden gelen 500 kadar ne katıldı?
a) Ortodoks Hıristiyan
b) Ortodontist Uzman
c) Oryantal Dansöz
d) Katolik Hindu
e) Laik Demokratik Müslüman
AĞUSTOS 2010
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, partisinin İstanbul İl Başkanlığınca düzenlenen iftar programından, bir grubun yol açtığı olaylar nedeniyle ayrıldı. Nasıl bir gruptu o?
a)iyi bi grup
b)protestocu bir grup
c)sevişgen bir grup
d) hepsi grubu
e) homojen bir grup
EYLÜL 2010
İstanbul'daki ''Türbanı neye benzeten'' bilbordların, Avcılar Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Değirmenci tarafından astırıldığı öne sürüldü?
a) bikiniye
b) rahibe kıyafetine
c) ufoya
d)kezbana
e)eric bana
EYLÜL 2010
Dünyaca ünlü İrlandalı rock grubu , İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı'nda konser Verdi. Kimdi bu grup?
a)U1
b)U2
c)H2O
d)Utube
e)Urlanda2
EYLÜL 2010
95 yıl aradan sonra ilk kez bir günlüğüne ……….'e açılan Akdamar Kilisesi'nde ayin yapıldı. Neye açılan?
a) yurtdışına
b) hizmete
c) ibadete
d) denize
e) sokağa
EKİM 2010
Ekim ayı boyunca Devrimci karargah örgütü soruşturması kapsamında Hanefi Avcı’nın evinde çıkan ses kayıtlarıyla ilgili çok sayıda gazeteci, sanatçı ve siyasetçi ifade vererek dinlemelerden şikayetçi olduğunu belirtti. Aşağıdakilerden hangisi şikayetçi olmadı?
a)Erol Evcil,
b)Alaattin Çakıcı,
c)Sedat Peker,
d)Seyhan Soylu
e)Erol Evgin
KASIM 2010
CHP'de yaşanan tüzük değişikliği tartışmaları, yeni bir parti yönetimi ortaya çıkardı. Yeni Merkez Yönetim Kurulu'nda Gürsel Tekin, örgütlenme ve örgüt yönetimlerinden sorumlu olurken kim kimin yerine genel sekreterliğe getirildi.
a)Süheyl Batum Önder Sav'ın
b)Süheyl Behzat'ın
c)Leyla Sayar Önder Soner'in
d)Süreyya Davulcuoğlu, Rüya Ersavcı'nın
e)Zuhal Olcay Aşkın Nur Yengi'nin
KASIM 2010
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Libya'da verildi.
a) Kaddafi İnsan Hakları Ödülü
b) Kadayıf Üstü Kaymak Ödülü
c) Kaddafi Blendax Sempati Ödülü
d) Kallavi Malafat Ödülü
e) Kattaki İhsan Haydari Ödülü
KASIM 2010
Bir internet sitesinde Amerika Birleşik devletlerine ait gizli belgelerin yayınlanması dünya gündemine oturdu. Wikileaks belgeleri olarak anılan belgelerde ABD’li diplomatların görev yaptıkları ülkelerde tuttukları notlar deşifre edildi. Neydi sitenin adı?
a) Waka waka
b) Victor’s Secret
c) Wikileaks
d) Twinpeaks
e) Wikipedia
ARALIK 2010
Türkiye, Aralık ayında İsrail'in Hayfa kentinde çıkan yangına müdahale için ne gönderdi?
a) iki körük
b) iki yangın söndürme uçağı
c) iki maket bıçağı
d) Nurhan Damcıoğlu
e) Iki pala bıyıklı levend(yangın söndürme eri)
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde gerçekleştirilen ''Türkiye'de Anayasa'' konulu konferansta, CHP Sözcüsü ve Genel Sekreter Süheyl Batum ile Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu protesto edildi. Kuzu'nun konferans salonuna girişinde öğrenciler ne attı?
a) bal
b) süt
c) yumurta
d) karanfil
e) 2 yumurta 1 sucuk
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Gül tarafından sahiplerine verildi. Ödül alan büyük sanatçımız kimdi?
a)Kremkaramel
b)Fatih Ürek
c) Oya Eczacıbaşı
d) Oya Başar
e) Oya-Bora İkilisi
Yeni blogumuz hizmete açılmıştır!

Serhat, öykü yazıyormuş. Ben de yazıyorum. Dedik ne yapabiliriz. 3 sen koy, 3 ben koyayım bi blog açıp köşeyi dönelim. Yok öyle değildi. 3 kelime sen söyle, 3 kelime ben söyleyeyim 6 kelimeden öyküler üretip blogta yayınlayalım. Olur mu olur dedik. Hatta ilk öykülerimizi yazdık. O tema buldu, ben önsöz yazdım derken baktık ki blog çıktı ortaya:
2 KALEMŞÖRLER!
İlk haftanın kelimeleri şöyleydi: "virüs, zevzek, taarrüf, bilet, keşkek, susak"
İlk izleyicimize susak veriyoruz:P









