bozcaada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bozcaada etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2011 Perşembe

Bayramı yedik:(




Bu bayram biraz tatil gibi geçti. Ama sevdiklerimle geçti. Üstelik hep istediğim şeyleri yaptım. Ama saatimi 7.30'a kurmuşum, abdestimi aldım ezan okundu, giyinene kadar başladılar namaza. Yetişemedim canım sıkıldı çok. Napalım, Allah dualarımı kabul etsin artık:(



Bozcaada'ya gittim. Arife günü hava güzeldi. Parkta ablamla kahvaltı yaptık önce. Sonra ada turu yaptık. Kimsecikler yoktu ortalıkta. Duyduğuma göre Ramazan bayramında 42,000 kişi olmuş nüfus. Bu kez gelenler sanırım 500'ü bile geçmedi. Ablam da benim için müşteri almadı oteline.





İkimiz de laptoplar kucağımızda feyste dolandık, oynanacak tüm oyunları oynadık. İndiridiğim dizileri izledim. Biraz da akraba ziyareti... Ama özlediğim şeyleri yedim: yaprak sarma, mantı, mafiş, ev baklavası...





Sonra Çanakkale'ye geçtik. Orada da sevdiklerimi gördüm. Yürüyüş arkadaşım, bizi çok güzel bir şekilde yemekli olarak ağırladı. Anneme doydum en güzeli.

1 Haziran 2010 Salı

Bozcaada‘da, Yerel Tatlar Festivali

Bir doğa cenneti olan Bozcaada’nın yerel tatları Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD) tarafından 4-5-6 Haziran’da düzenlenecek festivalde bir araya geliyor. Festivalde adanın yerel tatları Bozcaadalı kadınlar tarafından hazırlanarak, konuklara ikram edilecek.


Egenin şirin, Avrupa’nın en güzel 2. adası Bozcaada‘da, Yerel Tatlar Festivali, üç gün süreyle birçok yemek uzmanını ağırlayacak. Bozcaada Turizm İşletmecileri Derneği (BOZTİD) tarafından düzenlenen ve Ada’nın lezzet ve kültür değerlerinin ön plana çıkartılmasının amaçlandığı festivalde, adalı hanımlar geçmişten günümüze yöresel yemeklerini konukların beğenisine sunacak.

Yaz mevsimine “Merhaba” demek için mükemmel bir fırsat olan festival, 4 Haziran Cuma günü saat 18.00’de açılış kokteyliyle başlayacak. Kokteyli takip eden akşam yemeğinin ardından misafirler Bozcaada’nın dinginliğinde huzur bulacak. Kuş cıvıltılarıyla başlayan ikinci günde hafif bir kahvaltının ardından misafirleri, Bozcaada Kalesi’nde tüm ada hanımlarının katkısıyla yapılan yöresel yemekler ve ada şarapları karşılayacak. Bu arada yine kalede kurulacak stantlarda adaya özgü Ahtapot yemekleri ve yaprak sarmanın hikayesi anlatılırken en değişik ve güzel lezzet yarışmalarıyla misafirlere dolu dolu bir lezzet şöleni yaşatılacak. Tamamının kale içinde geçirildiği ikinci gün Grup Gündoğarken’nin konseri ile tamamlanacak.

Festivalin son günündeyse konuklar, katılımcı lokantalarda Atölye Çalışmalarına katılarak o lokantanın en güzel yemeklerinden bazılarını işletme sahibi ve ustasıyla beraber pişirecek ve öğle yemeğinde lokantanın konuğu olacak. Yaz aylarını karşıladığımız şu günlerde kısa bir Bozcaada kaçamağı yapmak için de ideal bir fırsat olan festival, öğleden sonra konuklara iskelede, ada gençleri ve balıkçıları tarafından o anda denizden çıkartılan kirpilerin (denizkestanesi) ikram edilmesiyle sonlanacak.

Kalmak için nacizane tavsiye:
Adadaki Eviniz (Butik Otel) gecelik 70 TL
Bozcaada Çadır Camping 20 TL
Her ikisi için de irtibat tel: 0535 437 15 16

13 Mayıs 2010 Perşembe

Yolculuk Notları

Malumunuz Bozcaada'daydım. Yolculuğumla ilgili izlenimlerimi paylaşayım dedim.

- Bu mevsimde Trakya üzerinden yolculuk harika! Tarlalar yemyeşil, sapsarı ya da kıpkırmızı... Mutlu tekelerin coşkusunu görün, hala akan dereleri izleyin. "Herşeye rağmen yaşama" şevki veriyor insana.
- Keşan'a gelmeden Çamlıbağ denilen restaurantta satıreti köftesi yemeden geçmeyin! Kuş cıvıltılarını duymadan... Salatasından, yoğurdundan tatmadan...
- Çanakkale'ye Eceabat üzerinden değil Lapseki üzerinden gidin de düz yol nasıldır, araba kullanmak nasıl keyiflidir görün! Şanslıysanız Lapseki pazarına uğrayın.
- Aklıma gelmişken... Bozcaada'ya gitme mevsimini biliyor musunuz? Bana en sık sorulan sorudur. Hemen söyleyeyim: yılda 4 kez
1)Baharda (Mayıs ayında) gelincikler, kuzukulakları, çiçeğe durmuş kekikler, otlar henüz kurumamış, dereler şırıldarken, bahar meltemini hissederek yürümek için
2)Yazın (Temmuzda) yeni çıkan üzümünü tatmak, denizinden faydalanmak, balık tutmak ve kalabalıklarla coşmak, sahilde ateş yakıp bağıra bağıra şarkı söylemek için
3)Sonbaharda (Eylülün ilk haftası) deniz en sıcak halindeyken, kalabalık azalmış, doğa uykuya hazırlanırken kışa hazırlanmak için
4)Kışın (Ocak ayında) el ayak çekilmişken, adanın yerlileri ile sohbet etmek, şarabıyla soba/şömine karşısında oturup kitap okumak için
Ama kesinlikle 23 Nisan-19 Mayıs ve 30 Ağustosta gitmeyin!
- Bozcaada güllere bulanmıştı. Sarmaşık gülleri evlere sırnaşmış pencereleri zorluyordu. Çocuk sesleri yine sokakları dolduruyor, kordonboyunda çay ve çekirdek ekürisi bıraktığım gibi beni bekliyordu. Çok nadir rüzgarsız olan deniz çarşaf gibi uzanıyor, dipteki yıldızlar, göktekilerden rol çalıyordu. İnşaat yasağına az kaldığından, işçiler harıl harıl harç karıyordu. "Kükürtten adamlar" geçiyordu pırpırlarla. Zaman işini rolantiye almış, adanın aylaklığına ayak uydurmaya çalışıyordu. Gelincikler kadar çoban yastıklarının zamanıydı.
-Çoban yastığı nedir merak edenlere anlatalım: Bu çiçek aslen dikenli bodur bir çalıdır (pişik geveni), mor yapraklı turuncu göbekli. Çobanlar, koyunlarını otlatırken sırtlarındaki abayı bu çalının üzerine serip uykuya dalarlar. Yaylı somyaların üstündeymişçesine yumuşaktır.
-Gelincikten bebek yapmayı biliyor musunuz? Fotoğraf makinem yoktu size yapmayı uygulamalı olarak anlatırdım ama neyse ki Asyaselda adlı blogger bencen önce yapmış da beni bu dertten kurtarmış. Şekildeki gibi bir bebeği, 1 olgun (yaprağı dökülmüş), 1 tomurcuk gelincikten yapıyoruz. Olgun olanın sertleşmiş olan göbeğinin hemen yarım santim altından koparıp tomurcuğa saplıyoruz. Sonra tomurcuğun yeşil yapraklarını iki yana ayırıp (bunlar yeşil pelerinini oluşturuyor böylece) içinde kırışık olan kırmızı yaprakları tırnağımızla düzeltiyoruz. Bu da kırmızı elbisesi oluyor. Başına kalem ucuyla göz ve ağız da yaptın mı alın size bi gelin bebek.

4 Aralık 2009 Cuma

Mimli Baykuş!

Coach'um Bear'ım Coachbear'ım hem blogunda nezaket gösterip benden sözetmiş hem de beni mimlemiş. Geçen sefer onun mimine maydonoz olmuştum şimdi artık boynumun borcu:

Benim için 5 özel yer:

1- Bozcaada'da bir çardak altında: tatlı bir lodos etraftan kekik kokuları getiriyor ve uzaktan geçen bir geminin sesine, bir bağ motorunun sesi , bir rüzgar çanına, uzaklarda otlayan yaramaz bir keçinin çanı karışıyor ve şanslıysam çan sesinden bir saat sonra ezan sesi duyuyorum, çocuklar gürültüyle böğürtlen topluyorlar, gözlerim kapalı bir şiir yontuyorum seslerden ve kokulardan.

2- Yazlığımda hamağımda: güneş yeşile batmış yapraklar arasından tatlı talı gülümsüyor, bir bülbül gelmiş, ürkütmemeliyim, içeriden taze kek kokusu geliyor, zaten çim biçmekten adam akıllı yorulmuşum, hadi gel diyor eşim, çay hazır...
3- Spor salonundayım: aynalarda kendimi ve spor yapanları izlerken sobeliyorum kendimi, fit olmanın, zevk aldığım bir şey yapmanın doruğundayım, yorgunluk bile duymuyorum, soğuk bir duş beni bekliyor, mutluyum, kulağımda pop müzik, nefesimi endekslemişim tempoya

4- Venedik'teyim: dar sokaklar arasında fotoğraf çekiyor, semt pazarında değişik sebzeleri elleyip bırakıyor, vitrinlere dalıyorum, San Marko Meydanına varıyorum, avucumdan yem yiyor güvercinler, Riyalta Köprüsüne gidiyorum, sokaktan bir maske alıp basamaklara oturuyor, gondolların resmini yapıyorum, bir İtalyan çocuk dikiliyor başucumda, gülümsüyor, oysa gezecek çok yer var, Venedik çekiyor beni

5- Sinemadayım: usulca kararıyor ışıklar, patlamış mısır kokusu, mutlu toz yolu makinistten sahneye uzanan, reklamlar giriyor önce, kırmız kadife koltuklara yayılıyorum, içimi titreten efektlere ve büyülü bir yolculuğa hazırım, uçan halı gibi, zaman makinesi gibi, görünmez olup başka dünyalarda erimek gibi, başrolde olup kendimi seyretmek gibi, doğmak ve ölmek gibi