30 Haziran 2010 Çarşamba

hepimiz öleceğiz

sınırlı çevremde yaptığım gözlemlere dayanarak diyebilirim ki: ölümü 1. derece yakınlarında genç yaşta tadanların ölüm-doğum-düğünlere bakışının sıradanlaştığını, olgunluğun kanatlarını takarak her an öleceği bilincini kulak arkalarında saklayarak yaşadıklarını düşünüyorum. erken tadanlar işin vahametini anlayamıyorlar, "ölüm boşluk, doğum hoşluk, düğün başlık" gibi yüzeysel geliyor sanki onlara. geç tadanlar ise daha ağır geçiriyor bu dönemleri. her biri ayrı koyuyor. maskelerinin ardında acı çekerek geçiştirmeye çalışıyorlar çılgın kalabalığın ortasında. intihar ise eğer sizi etkileyecek derecede soluğunu hissettirmişse (evinizde/sokağınızda/akraba kuşağınızda) arkada ucu sivri bir soru işareti bırakıyor. o işaretin sivri ucu sürekli beyninizi şüphelerle kemirirken, intihar edenin kanı (soru işaretinin noktası) her onu düşündüğünüzde içinize damlıyor.

çevremizdeki ölümlerin bize yansımaları da çeşitli oluyor.

mesela... dedemi ve babaannemi çocuk yaşta kaybettim mesela travması azdı. algılayış biçimim hafif derecede kaldı. sadece doyamadım onlara sarılmaya. (bende ölümün diğer adı sarılamamaktır. kime sarılırsanız sarılın o değildir çünkü)

20 yaşımda sevdim eniştemi. ablamla bile evlenmeden önce. bağlandım. güvendim. hepimiz güvendik. tüm kasabanın canı ona emanetti de doktorlar ölmezdi "güya". ölümle bahse girilmiyormuş. ne varsa aldı elimizden. yeni baştan kurduk dünyamızı.

23 yaşımda benden bir kaç yaş küçük hemşerimin intihar haberini aldım. tıp öğrencisiydi. derdi neydi, onunla daha da yakınlaşıp derdini öğrenseydim vazgeçirebilir miydim hala düşünüyorum.

babamı kaybettiğimde 37 yaşımdaydım, doktor elinde liğmelenmiş olan bedeni beynini kırbaçladığından ölüme hazırdı ve bizleri de hazırladı.

eşim 1. derece yakınlarından annesini 40'ında kaybetti, 2 yıldır acısını ilk günkü gibi yaşıyor ve kendini suçluluk duygusunun çakısıyla sabah akşam yontuyor.

6 yorum:

mustafa dedi ki...

canimsin

mustafa dedi ki...

%100 katiksiz saf

pippi haşmet dedi ki...

:(

The King dedi ki...

Doğru bir açıdan yakaladın Karamel. Ölümü geç tadanlar daha ağır geçiriyor bu travmayı. Diğerleri nisbeten kolay kabulleniyorlar. Biliyorum doğanın yazgısı, biliyorum hepimiz ölümlüyüz. Beni korkutan ölmekten ziyade sevdiklerimin ölümünü görmek.Herkes gibi yani. Suçluluk duygusu olsun, 'ah keşke'lerim olsun dilerim o an geldiğinde hiç olmaz.

bossa nova dedi ki...

bir de her an ölecek korkusunu duymak var. Ölümcül hastalıklarla pençeleşen insanların yüzüne bakmak. Bu da zor.. Çok zor..

kremkaramel dedi ki...

hastalık ne denli ölümcülse her sabah hem hasta hem bakanlar dudak uçlarını kulaklarına çeken yayların mengenelerini daha da sıkar bossa nova. bilmez miyim:(

king kelimelerim bitti derken beni kötü yerden vurdun varmış bak diyeceğim hayata ve ölüme değin...