12 Nisan 2010 Pazartesi

Haftasonumu kim ne yapsın?

"HİÇ DEĞİŞMEMİŞSİN!"
Cumartesi sabahı yine 8'de kaldırıldım. Her haftasonu celladım başımda bekler ve ağlayarak kaldırır. Çünkü çok daha önce kalkmıştır ve artık açlıktan ağlama moduna geçmiş bir kedi gibi sokulmaya başlar. Bu haftasonu özel bir gündü. Hemen duş alıp hazırlanmaya başladık. 20 yıldır görmediğimiz ilk kurumumuzdaki arkadaşlarla bir araya gelecektik. Ne giysem diye bakınıyordum ki ilginç bir teklif geldi. "Yeni aldığın slimfit turuncu gömleğini giy." Doğrusu ya onu beğendiğini bilmiyordum. Turuncu dediğime bakmayın daha çok kiremit rengi bir gömlek. İçime yeşil bir tişört, üstüne deri montumu giydim. Altıma da mumlu koyu jeanimi çektim. Son günlerde abarttığım için düğmeyi zor kapatmış olsam da doğrusu ya arkadan görsem bu popoya sıkı bi ıslık öttürürdüm:)

Yıldız Parkı en ideal seçimdi. Hava biraz serin olsa da Malta Köşkü'ne tırmanırken lalelerle yapılmış peyzaj, bahara uyanan ağaçlar, yağmurdan sarhoş olmuş çimler her zamanki gibi beni baştan çıkartmıştı. Parkın içinde koşan insanlara gıptayla bakıp köşkün terasına geçtik. Hasretle sarıldığım her arkadaşımdan aynı lafı duymak gururumu okşadı tabii.

KIZLARLA DANS
Köşkten 2 gibi kalktık ve 2 güzel kızla buluşmak üzere karşıya geçtik. Kızlar, bahçede top oynuyordu. Onlara katıldık. Kızlardan küçük olanı daha sıcak kanlıydı hemen sarıldı bana. Diğeri de çok zeki, konuşkan ama kaprisli idi. Korumacı bir mantıkla apartmanın dar bahçesi ile sınırlamıştı anneleri ama yasak olanın cazibesi işte onlar top oynamak yerine alıp bahçenin dışına atmayı tercih ediyorlardı sık sık. 3 yaşında iki cimcimeden başka bir hareket de bekleyemezdik zaten:) Onlardan beklentimiz bol oksijenle yorulup gündüz uykularına kolay dalmalarıydı.Görevlerini tam yaptılar.

"SAYIN ABİM"
Kızlar toplarını dışarı attıkça yandaki market deposunun 50 yaşlarındaki görevlisi, taburesinden kalkıp topu bize atıyordu. Bu ağır abi, sert ve kaba görüntüsüne karşın bu hareketi öyle çok yaptı ki bir şeyler hissetmeye başladım. Topu verirken "Hani teşekkür?" diye soruyor, cevap alamasa da gidip yerine oturarak bizleri izliyordu. Bir seferinde topu verdikten sonra gidip içeriden lolipop da getirdi. Gergin bakışlarımızdan dolayı açıklama ihtiyacı duyarak bana yanaştı ve alçaltmaya çalıştığı düz, bas sesiyle "Sayın abim yanlış anlamazsan bir şey söyleyeceğim müsadenle." dedi. Ne söyleyeceğini merak ediyordum ki bombayı patlattı. "1994 yılında karımı ve 2 çocuğumu kaybettim ben, dayanamadım, cenazelerine bile gidemedim, tır şoförüydüm ben, çocukları çok severim." dedi. Bir şeyler gevelemeye çalıştıysam da biliyordum ki hiç bir merhem acısına çare olamazdı. Bu koca suskun adamın böyle çözülüvermesini beklemiyordum. Çocuklarından birinin 3 birinin 7 yaşında olduğunu ve trafik kazasında kaybettiklerini öğrendim.

KOYU MUHABBET
Gündüzü kızlarla uyuyarak geçirdikten sonra akşam davetimiz için, kızlardan birini alıp arkadaşlarımıza gittik. Aynı kaderi paylaştığımız arkadaşlarımız kızı görünce çok mutlu oldular. Her iki aile de tüp bebek sürecinde oldukça yıpranmış ve dramatik kaderimizi birbirimize teselli vererek paylaşmıştık. Elbette ilk yarım saat bizim cimcime ve 3. çiftin 2 yaşındaki oğulları idi. Bizimki oğlanın yanına oturup, pür dikkat TV'ye bakan çocuğu okşuyor, dürtüyor, önüne eğiliyor ama istediği tepkiyi alamıyordu. Çocuk itince bizimki edepsizleşip dözmeye başladı:) Az sonra eline bir ıslak mendil verip durumu kurtardık. Her yeri silmeye başladı. Yemeğe geçtik. Çorbamızdan sonra cimcimenin annesi yaklaştığını söyledi, hemen kalkıp kızı teslim edip yemeğe geri dödük. Arkadaşlar, alkol olmadan da çok koyu bir muhabbet pekala da mümkün. Muhabbet "nerede, nasıl tanıştınız" sorusuna takılınca eğlenceli anlar geçirdik. Evsahibi hanım da eşim gibi dobra ve baskın bir karakterdi ve daha ilk buluşmalarında çocuğa ağzının koktuğunu söyleyerek çocuğu 1 aylık depresyona sokmuştu. 1.90 boylarındaki bu yakışıklının o hallere düşeceğine inanamazdınız. Ama aynı şeyi sık eleştirileriyle bana yapan eşim aklıma gelince empati yapmam hiç de zor olmadı. Eve geldiğimizde saat 2 idi.

PAZAR KEYFİ
Ertesi sabah için plan yapan eşim geç yattığımız için sabah uyandırmaya kıyamamış, koşma-yüzme-sinema programından vazgeçmiş olacaktı ki saate baktığımda 11 olmuştu. Sıcak ekmek ve zeytinyağı, domates, peynir, süt eşliğinde gazetelerimiz okuyup yine yollara düştük. Bu kez gösterimden kalkmak üzere olan 3D Alice Harikalar Diyarında'nın 15.15 seansını kaçırmamak üzere plan yaptı. Kız kardeşleri evlerinden toplayıp her haftasonu olduğu gibi mezar ziyaretine gittik. Doğrusu ya insanın mezarla-ölümle ilişkisinin bu kadar sık olması başta itici gelmesine karşın, günlük hayattaki adımlarınıza yön veriyor. Manevi bir arınma duygusu, hayatın geçiciliği hissiyle ilişkilerinizde daha hoşgörülü olmanıza yol açıyor.

KARAMEL HARİKALAR DİYARINDA
Fantastik ve bilimkurgu hep ilgimi çekmiştir. Tim Burton ise bu işin piridir. Çocuk seyircileri çekebilmek ve Avatar'daki hataya düşmemek için Türkçe dublaj yapmışlardı. Bu da konsantrasyonunuzu kolaylaştırıyordu. Efektler başdöndürücü idi. Eşimin baskılarına ilk araya kadar dayanabildim ve korktuğum süreç başladı: Tuzlu mısır-su-tuvalet... Çıkışta, -iddia edildiği gibi gerçekten de- Türkiye'nin en iyi köftecisi Çiçek Izgara'da idik. Yan tarafımızdaki boncuk gözlü bir bebekle cilveleşerek yemeklerimizi yedik.

İçimizde mayolarımız hazırdı, siteye dönüp havuzda 1 saat yüzdükten sonra evimize çıktık ve duş sonrası yatak pozisyonumuzu aldık. Yatak pozisyonumuzu tarif edeyim: kucağında laptop kafasına göre takılan 2 yabancı insan:) Eşim dizisinin sonunda uyuya kaldı. Ben de bir ara msnde yeni biriyle tanıştım ve uykuya daha fazla direnemedim.
(Çok Kingvari bi yazı oldu hayret)

5 yorum:

Keyfe Keder dedi ki...

"insanın mezarla-ölümle ilişkisinin bu kadar sık olması başta itici gelmesine karşın, günlük hayattaki adımlarınıza yön veriyor. Manevi bir arınma duygusu, hayatın geçiciliği hissiyle ilişkilerinizde daha hoşgörülü olmanıza yol açıyor."

Çok güzel anlatmışsın karamel, yazında bir o kadar keyifli ve eğlenceli olmuş. Yanlız şu "doğrusu ya"lara nedense takıldım. Fazlaca kullandığının farkında mısın? :)

Sevgiyle...

The King dedi ki...

Kaşınma Karamel :)

kremkaramel dedi ki...

Haklısın KK işyerimde gizli-saklı yazdığımdan okumadan yayınlaya basmışım, düzelteyim

@King
Özendiğim bişii yaw, baka baka karardım işte

The King dedi ki...

ıslık öttürülen popo dedin, ben, benden aldın karamel. üff bir numaralı fetişim biliyorsun.

kremkaramel dedi ki...

@king
Bilmiyordum, bilsem yazar mıydım hiç