30 Mart 2010 Salı

SÜNNET VE MASTER MEVZUU

Missfit ilk regline dair karalamış geçenlerde şurada. Ben de şu sünnet ve master konularına değineyim dedim adabınca.  Blogda adab, zurnada peşrev olmaz ama deneyeceğim bakalım.

3-4 yaşlarında apışaranızda bir fazlalık görüp de, 40 kişi 40 gün "ört, çok ayıp!" dediği zaman başlar onunla ilk maceranız. O güne kadar içinden sarı su akan boru, bir et parçası, annenizin yatağınızı ıslattığı için kesmekle korkuttuğu bi şeydir. O farkındalıkla yakın bi arkadaşınız, sevdiğiniz bir oyuncağınız ve başınızın belası, geleceğinizin kararması anlamına gelir. Neden böyle dediğimi ilerileyen cümlelerde anlayacaksınız.
Eğer doğar doğmaz borunun koruyucu kılıfı (Büyük tüp veya damacana suyun açılmadığını gösteren söküp attığınız plastik şeridini düşünün) alınmamışsa, herkesin ört dediği o "malın" kalabalıklar önüne çıkarılması mecburiyeti doğar. E hani ayıptı abi ? Tamam ata bindik, faytona bindik mindik, davullar çaldı, sigara içtik ama, aç diyosunuz resmen abi yaa. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derim size. Eğer bu operasyon ilkokul 3'e kadar hallolursa, o kadar da kalıcı etkisi olmaz, ama sonrasında daha aklınıza "SÜNNET olacağınız" geldiği anda kanınız çekilir, kalbiniz hızlanır, pipiniz küçülür. Sizin dışınızda onunla övünen anneniz babanız dedeniz hep gündemde tutup, unutmanıza izin ermez. Bir arkadaşınız sünnet olur ve onunkini görürsünüz. Amanın ne çirkin bi şeydir. Keloğlan gibi dersiniz. Çünkü sizin bamyaya benzemiyordur artık. Acıdı-acımadı, kanadı-kanamadı, çabuk iyileşti-iyileşmedi şeklinde sürüyle hikaye duyarsınız. Kafanızın içinde boş konuşma balonları dolanır durur.

Sonra oyun aralarında topluca duvara işeme merasimlerinde, sizinkinden farklı renkte ve boyda olanlarının varolduğunu yangözle de olsa görür ve farklılığı duyumsarsınız. Bu da içinize ayrı bi dert olur. Çünkü "karşılaştırmalar hep tehlikelidir". Hele ki bir yetişkininkini görmüşseniz, dünya artık inanılmaz bir gerçeküstü mekana dönüşür. Bu minicik şeyin o kadar büyüyebileceğine dünyada akıl sır erdiremezsiniz. Ve hoşgeldin KOMPLEKSLER DÜNYASI:) (Daha ileri aşaması da var ama onu burada yazamıyorum. Yani bir çocuk anlık görüntüler dışında uzun uzun başka büyük organlar gördüğünde de saplantılar, sapmalar başlayabilir.) Bu durumda kafanızın içindeki balonlar birer mayındır ve patlamaları travmatik olur. Erken yaşta keşfedilen cinsellik büyük nehrin yatağını değiştirebilir. Bu nedenle de günümüzde internet, daha doğrusu "her türlü çarpık cinsel fantaziye kolay ulaşır olmak" büyük tehlike.

Sünnet günü gelip çattı mı önce 2 adam pantolonunuzu kilodunuzu çıkarttırır, kollarınızdan tutar, sünnetçi uyuşturucuyu yapar. Sanırsınız ki 3 kişiyle bitecek. Biri kucağında kadınların arasından geçirip 30-40 erkeğin olduğu odaya getirir. Artık acıma korkusu filan değildir hissettiğiniz. "Ayıp organınızı teşhir mecburiyeti öfkesi" vardır gözbebeklerinizde. Sırtüstü yatırıldığınızda 30-40 kişinin yüzleri belirginleşmeye başlar. Öğretmeniniz, dayınız, amcanız, kuzeniniz, dedeniz, babanız, savcı bey, bakkal amca, astsubay... Artık ellerinizi başınızın altına bağlatırlar. Siz de oldu olcak kırıldı nacak yayarsınız itice d.şşakları. Gören gördü artık. 1 hafta sonra öğretmenimin yüzüne nasıl bakacağım dersiniz bir an. Sonra en tatlı küfür dökülür içinizden ve gevşersiniz : s.ktiiiiiiiiiiiiiiiirrrrrrrrrr! Tam o sırada ya meraklı kızkardeşiniz ya da mahalleden bir kız kapı aralığından bakarken gözgöze gelirsiniz. İşte o en korkuncudur. Gevşemeniz çabuk geçer. Kalkıp koşturamazsınız bakmaya devam eder.

Kalabalık gider. Bizbize kaldığınız zaman yengeler, arkadaşınızın annesi, ablalar "bi bakiim" demeye başlar. Annenizden, teyzenizden başkasına mahrem saydığınız "bebeğinizi" söz geçiremeyip bir-ikisine gösterirsiniz, ama kızkardeşinize asla! Sonra kazara gömleğiniz değer geceniz ilerleyen saatlerinde. Diğerleri arkasını döner, 2 kadın eğilip üflemeye başlar. Bu en eğlenceli kısımlarından biridir. Süslü yatağınız, takılar, oyuncaklar... utancınızı gizleyemez. O gece anneniz başucunuzda uykusuz kalır. Ertesi sabah uyandığınızda başbaşa olduğunuz duygu, erkeklik duygusu değildir. "Keloğlan görmüş padişah kızı" gibi o sevimsiz görüntüye alışma turlarıdır. Bir hafta sonra göz alışır, sokaklarda elinizde 10 cm uzakta tutmaya çalıştığınız uzun gömlekle fütursuzca gezer oyunlara katılırsınız. (Bu arada teknoloji çok ilerlemiş bknz alttaki resim:))

Bu macerayı atlattıktan sonra ortaokul sıralarında size yabancı tabirler, hikayeler, abartmalar çalınır kulağınıza. 31 denen bir şey uydurmuştur biri. Önce inanılmaz gelir. Derken hormonlar hafiften dürtükler ve o akordeon gibi büzüşük şey bilinç dışı uzayıp kısalmaya başlar. Bilinç dışı boşluğun altını yalan yanlış kulaktan dolma şeyler doldurdukça uzamalar anlam kazanır. Baş bölgesi hassaslaşır ve onun yumuşak karnını bulduğunuz için kızdırmak, alay etmek hoşunuza gider. Yalnız kaldığınız her an o oyuncakla oynamak istersiniz. Artık öğrendiğiniz o tabirleri gizliden araştırmak, gerçekliklerini denemek üzerine bir çaba başlar. Yüzünüz de kızarsa cinsellikten bahseden abilerin "yoğunerkek ortamlarını" (kürek muhabbetlerini) terketmezsiniz.

Artık cinsellik bilginiz, "hızlandırılmış yalaneğitimini" tamamlayıp, master için kaynak kitap arayışındadır. Bu kaynak ise elden ele gezen bir porno dergide saklıdır. O dergiyi istemek ayıptır. bakıyor görünmek de. Çünkü o yaşların olmazsa olmazı bir düşmanı gardiyanlık yapmaktadır: ERGEN ALAYI. Her şeyiniz alay konusu olur. Türkçenin uygun bütün fiilleri sizi aşağılar. Hiçbirinizin denemediği eylemlerin kolaycılığı altında size "giren-çıkan" lafların haddi hesabı yoktur.

Derken büyük haber gelir. 31 denen şey gerçektir ve içinizden biri allandıra ballandıra gelen beyaz sıvıyı anlatır. Rivayetler türlü de olsa o sıvının gidip bir yumurtayı patlattığı konuşulur:) Bu sıvı öyle garip bi şeydir ki kiminden 1 su bardağı, kiminden yarım çay bardağı, kiminden 1 m, kiminden 3 m uzağa, kiminden 31 seferde kiminden 62 seferde gelir, Kiminden üstüte 5 kere kiminden 5.den sonra kan gelir. Herkes herkesi kandırır. Yalanla gerçek birbirine girer. Tabii korkuyla heves de... Bir bilen ararsınız. Bulunmaz o bir bilen. Bulsanız nasıl soracaksınız? Bulduklarınız ise yine yalandır. Ya da çıkarı varsa sizi kullanır.

Artık siz de, bitirdiğiniz sandığınız "cinsellik okulunun çalışkan öğrencisi" olarak ev ödevinize başlarsınız. Şimdi MASTER yapma zamanı gelmiştir. Master zevklidir. Sınav yoktur. Ders yoktur. Sadece beklediğiniz ödül yoktur ortada. Ama zevk vardır. Tatlı mamaya dadanmış bebek gibi o tatlı sarhoşlukla oynaşırsınız. ORKAZIM AMCA sizi rüyalarınızda ziyarete başladığının ertesi günü  büyük utanç başlar. Beklediğiniz ödül: kilodunuza dünya haritasını çizmiştir. Ama bu sarhoşluğun bedeli ağır olur. Çünkü, herkesin bunu bildiğini sanırsınız. Kilodu annenizden saklamak lazımdır. Elde yıkayıp, yelde kurutur donsuz gezersiniz. Tekrar ne zaman geleceği belirsizdir. Anneniz söyleyeceğiniz en son kişidir. Sizi yıkamak isterse fellik fellik kaçarsınız.

Artık diğer çocuklara "geldiğini" sezdirmek ama "miktarını saklamak" konusunda kalkan geliştirirsiniz. Ev partileri dönemi başlamıştır, kızlarla dans etmekten kaçarsınız. Kazara değen göğüsleri, dokunduğunuz omuzları önünüzdeki kabarıklığı saklamaya çalışma işkencesine döner. Bu işkenceye karşı artık daha bol şeyler giymeye başlamışsınızdır. Aileniz anlam veremez. Bannyodan çıkınca bakayım büyüdü mü diyen anneniz sizi çileden çıkarır. Kızların o sıralarda ne yaşadığı sizi zerre kadar ilgilendirmez. Onlar artık eğlenceli sıra arkadaşları değil, karşı cinstir. Saçma kaprisler ve fısırdaşmalarla ters konuşurlar. Okuldan çıkınca fısırdaşarak birbirlerinin beline hırka bağlarlar anlam veremezsiniz. Her lafınıza "Terbiyesiz!" diye tepki verirler.

Oysa siz gizli oyuncağınızla oynadıkça özgüveniniz giderek artar. Orkazım Amcayla samimiyetiniz ilerler. Hızla kilo kaybetmeye başlarsınız. Orgazm Amca asosyaldir. Yalnızlığı ve soteyi sever. İşin kötüsü doyumusuzdur. Altetmek için giriştiğiniz her savaştan mağlup ayrılırsınız. Ancak Orkazım Amcayla fazla samimiyetten öğrendiğiniz şeyler de vardır: Söylenenlerin çoğu yalandır. Artık Amcanın ciğerleri sökülürcesine kustuğu beyaz sıvının miktarı, rengi, kokusu, tadını bilirsiniz. Çok yapınca kan gelmez. Birileri sizi keklemiştir. Tecrübeyle sabittir.Diğer çocuklar masturbasyon için envai çeşit sabunlar, kavunlardan bahseder. Bulanırsınız. Beden derslerinde soyunmaktan utanırsınız. Tabii kızları eşofmanlı görmekten de:)

Orkazım Amcayı sevmeyen iki kişi girer hayatınıza tam o sırada: Din Hocası ve sizin neler yaptığınızı sezen ve sizle konuşma girişiminde bulunan babanız. Kem küm edip üstü kapalı konuşmaya kalkan babanızı anlamazdan gelerek, geçiştirme cevaplarla başınızdan savarsınız. O da size "fazla yapmanın kör ettiği" konusunda saçma inancı yerleştirir. Din hocası "boyabdestsiz gezmenin günahını" sokar içinize. Artık bu zıt ve ezici baskılar içine koyu bir SUÇLULUK DUYGUSU girmiştir. O suçluluk duygusu çoook uzun bir süre (kendinizi bilgiyle beslemedikçe) sizi terketmez. Hatta her boşalmadan sonra PİŞMANLIK olarak hortlar. Çok yapınca çocuğunuzun olmayacağını sanırsınız.

Bu arada 2 büyük tehlike ortaya çıkar. Biri: mutlaka yaparken veya sonrasında BİRİNE YAKALANIRSINIZ :)) Ya da öyle bi pozisyonun kenarından dönersiniz. Bu adrenalin hiçbir şeye benzemez. Diğeri TESTİSLERİNİZDEN biri büyük biri küçüktür. Bu sizin en büyük sırrınız ve kanayan yaranızdır artık. Onu kimselere soramazsınız. (Gerçek anomalileri olanları kimbilir ne acılar çeker) Bu saçma sır bile, sizi aslında sol testisin, diğerinden büyük olduğunu öğrendiğiniz ana kadar, öyle silkeler ki intiharın eşiğinde, taşikardi ile köşe kapmaca oynarsınız.

Şimdi lise çağlarındasınızdır ve bambaşka bir derdiniz olur. Koltukaltı ve apışarasında korkunç siyahlıkta ve hızla uzayan KILLAR. Bunlar çıksa bi dert, çıkmasa ayrı derttir. Üstelik, bu dertleri siz görmezden gelseniz de, çevrenizdekiler bunu dillendirmeye kalkar. Saklayacak yer ararsınız. Arkadaşlarınızın koltuk altları veya maçta yandan görünen kıllar bile sizi tahrik edebilir. Diğer yandan dudağınızın üstünde, giderek kararan "seyrek ibrişimleri" kesmeniz için baskı yapar öğretmenler. Daha korkuncu vardır. Tavuskuşu rengi çatlak bir SES TONU. Ne çocuksunuzdur ne adam, ne erkeksinizdir ne kız. Sesin kendi rengini bulması sürerken adımlarını yükselten bir ÖFKE vücudunuzu sarar. Kimse anlamaz olur sizi. Düşman kesilirsiniz ebeveynlerinize. Hızlı büyümeye ayak uyduramayınca gizli ağlama seansları başlar. Tüm bunlara karşın küçük yaşlarda gerçek seksi tatmış olanlar da tutkularının esiri olur ve yalanlarla ya birden fazla kişiyi idare eder ya daha değişik zevklerin peşinde kariyer planlarının iplerini gevşetirler. Yazının başındaki "Erkeklerin Kendi Hayatını Karartması" hadisesi de bu TUTKU TUTSAKLIĞI'ndadır işte.

Gaylerin yukarıda anlattığım atmosfer içindeki acısı ise katmerlidir. Bu yukarıda saydığım gizli dertlere ilaveten, yanlış cinse duyulan ilginin suçluluğu sizi önüne katıp götürür. Duygularınızla duyduklarınız arasında mengeneye sıkışırsınız. Diğer çocuklar gibi olmadığınıza üzülürsünüz. Ta ki bunun yanlış olmadığını size söyleyen uygun kişiyi bulana kadar. Onun kolları arasında tüm yaşananlar unutulur gider.

Bu öyküyü burada bu güzel cümleyle bitirmeyi isterdim ama, andropoza yakın bir dönemde başlayan hızlı tersine dönüşüm sürecinde, benzer duyguların ayak seslerini duyar gibiyim:)

King yazının interaktif olmasını dilemiş. Eksik olanlarını yorumlarda tamamlayın dilerseniz. Ya da bu yazının devamını birlikte yazalım.
*********************************************************************************
buradan sonrasını okumayın isterseniz.
bu kısmını ergenlik aşamasında olanlar okursa diye yazıyorum:
Çocuklar korkmayın! Yapacağınız tek şey var: okumak ve öğrenmek. Tüm kötü duygularınızın köküne kibrit suyu döker cinsel bilginizi arttırmak. Doğru kaynağa ulaşmak için google amcadan cinsel bilgiler yazarak arayın ama. Porno tuzaklarına kapılmayın boşuna.

9 yorum:

Öteki Adam dedi ki...

Çocuklar korkmayın demişsin de; kullanılan cinsel içerikli kelimelerden dolayı, muhtemelen siteye girerken, babalarının bilgisayara kurduğu antiporn ve türevi programlar uyarı verecek ve hâliyle siteyi açamayacaklar. Yazık oluyor yeni ergenuslara, çok yazık. Bizim zamanımızda yoktu antiporn falan. On numero yazı olmuş. Eline sağlık.

victor's secret dedi ki...

ilkin, tepki seçeneklerin kısıtlı uygun tepkiyi bi türlü bulamıyorum yazdıklarına bi kaç tepki butonu daha ekle.

ben küçük olmama rağmen öyle ağır laflar etmiştim ki başımda sadece dayım ve iki sünnetçi dışında kimse kalmamıştı. dayım da sadece gözlerime bakıyordu. o zamandan belliymiş psikolojiyle bağım.

ses çatlam olayına gelince herkes bunu der de benimki hiç çatlamadı yahu. her zaman güzeldi sadece yarım oktav kalınlaştı ses aralığım. ilginç..

güzel yazı olmuş eleştirilecek noktaları olsa da...

Berna dedi ki...

Gözüme batan birkaç şey dışında gayet iyi gidiyor yazın. İnteraktif bir hava vereyim diye daha bitmeden yazıyorum. :) Evet biliyorum herşeyi bilmeme gerek yok ama "kürek muhabbetini" hiç duymamıştım. Niye öyle demişler? Kendi interaktifliğim de bana "insanın başına ya meraktan" diyor ama..

"seyrek ibrişimleri" çok sevdim.

misssfit dedi ki...

erkek olmak da çok zor yahu. boşuna değil bu kadar pışpışlanan egoya rağmen erkekler kadınlardan daha güvensiz genelde. biz de kaldırma indirme davası olmadığı için şanslıyız mı desek ne desek artık. performans her daim aynı :)

Berna dedi ki...

Erkek-kız farklı şekillerde ezilip, hor görülüyoruz. Sonuç aynı. Çocuklukta ne eziyetler çektiğimi büyüyünce şaşırarak farkettim. Bizi o kadar baskılamadan, bastırmadan da büyütebilirlermiş. Farklı bir yol varmış bunun için, büyüklerin yaptığı her zaman doğru değilmiş.

kremkaramel dedi ki...

@Victor ne tür tepkiler istersin yazmamışsın
@öteki, berna
beğenileriniz için teşekkür ederim
@missfit, diyeceğim şu ki Tanrı erkeklerin içine yoğun üreme/çoğalma içgüdüsü koymuş, her 2 sn'de bir cinsellik düşünüyor erkekler, bu ergenlik döneminde 0,5 saniyeye düşer. en güzeli akıldan çıkarmak için spor veya sanat gibi bir konsantrasyon gerektiren alana yönlenmek
interaktif bir yazı olsun istemiştim, tartışmak istediğiniz veya eklemek istediğiniz, eleştirdiğiniz bir şey varsa yazın

kremkaramel dedi ki...

@Berna
1.si ülkemizde cinsel eğitim yok, insanların da araştırma/okuma alışkanlığı yok, babadan gördüğünü çocuğuna uyguluyor
2.si onca zaman çocuk gördüğü yavrusunun hızlı gelişmesi karşısında paniğe kapılıyor, kulağına gelen yada 3. sayfada okuduğu, Ahu Tuğba filmlerinde gördüğü en kötü olayı düşünerek baskı altına almaya kalkıyor

güzel bir film var bu konuda TABU. orada komşu ailenin tavrı çok güzel. komşu çift kıza anahtarını veriyor ve yılbaşında cinsellikle ilgili bir kitap hediye ediyor.

Coach Bear dedi ki...

babadan birşeyler görülüyor mu acaba? ben görmedim şahsen.
yazının sünnetle ilgili kısımlarını okurken benimki aklıma geldi. Pipime bir ağrı girdi :)))) Korkunçtu.

kremkaramel dedi ki...

@coach
babadan görülenler de var. en bilineni "tepkisizlik". evde hiç konuşulmaz, anneyle cinsel ve duygusal bağı gösterecek bir şey yapılmaz. bu da öğrenilmiş bir davranış biçimi

ama "baskıcılık" deden görme:D